farkındalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
farkındalık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mart 2020 Salı

Psikoloji: Bağımlılıklardan Kurtulma Motivasyonu

Yaşadığımız izolasyon sürecinde sosyal medya, oyun, yeme, uyku, alkol ve sigara bağımlılıkları artabilir. Bunların önüne geçmek için değişikliklerin nerede yapılması gerektiğinin farkına varmak ve kasıtlı olarak onları çağıran etkinlikten zamanla uzaklaşmak gerekmektedir.

Bir eylem başlatmak için sürekli olarak aynı motivasyonel sorunlarla karşılaşılması ve sorunları değiştirmek için hiçbir şey yapmamaya devam edilmesi bağımlılığı tetikleyecektir.

  • Sizi yaptığınız eyleme iten sebepleri,
  • Hangi zamanlarda bu davranışın tetiklendiğini ve
  • Motivasyon kaynağınızı araştırmaya odaklandığınızda,
  • İçinde bulunduğunuz durumdan duyduğunuz hoşnutluk veya hoşnutsuzluğun farkına vardığınızda değişim için düşüncelerinizi eyleme dönüştürebilirsiniz.

Önemli olan içinde bulunduğunuz durumdan olan hoşnutsuzluğunuzun farkına vardığınızda bunun sizi eylemsizliğe itmesinin önüne geçmek ve bunu bir tetikleyici olarak kullanıp “ne yaparsam kendimi daha iyi hissederim?” mekanizmasını harekete geçirebilmektir.

  • Olumsuz durum veya davranışın yerine neyi koyacağınızı sizin kendi farkındalığınıza yoğunlaşmanızla ortaya çıkan ilgi alanınız belirleyecektir.


Sezin Çelikkanat Mısırlı
Uzman Klinik Psikolog ve Psikoterapist

2 Ağustos 2017 Çarşamba

Sosyal Medyanın Önlenemez Yükselişi

Sosyal medyanın bulunduğu alan ayrı bir dünyadır aslında. İnsanlar bunu daha çok kendilerini göstermek için kullanıyorlar. Çünkü kendi dar alanlarından, çevrelerinden daha geniş kitlelere açılan bir kapı görevi görüyor sosyal mecralar. Topluluk içerisinde fark edilmeden hayatını sürdüren bir birey olmaktansa kendi özelliklerini gösterebileceği, kendini sergileyebileceği bir alan arıyor insanoğlu. Misal üniforma gerekliliği olan ortamlarda insanlar ayakkabısıyla, takısıyla – forma içinde yer almayan herhangi bir parça ile – “ben farklıyım” algısı yaratmaya çalışmakta. Çünkü çoğu kişi sıradan olup, sıradanlık içerisinde fark edilmeden yok olup gitmek istemez. Sayılı kişidir görünmez olmak isteyen; ben etliye sütlüye dokunmayayım, kimse de bana karışmasın diyen. Zaten üniforma mantığı da insanları tek tipleştirip onların üzerinde kolaylıkla hâkimiyet kurma amacıyla tasarlanmıştır. Nazi zamanlarında Almanya gelsin aklınıza. İnsanları sıradanlaştırıp, düşüncelerini de belli kalıplara sokmak amaçlanarak tek bir kişinin ve onun ekibinin liderliği söz konusu olmaktadır. İlk ve orta dereceli okullarda okuduğunuz zamanlarınız gelsin aklınıza. Hepsi aynı mantık.

Günümüzde ise artık herkes kendisini olduğu veya olmak istediği şekilde kendisini yansıtabileceği, dilediğince paylaşımlar yapıp insanların beğenilerini toplayabileceği bir platform öbeği söz konusu. Her ne kadar her şey sanal da olsa insanlar yaşarken görmedikleri ilgiyi ve sevgiyi dijital platformlarda görmeye devam ettikleri sürece sosyal medyanın önlenemez yükselişi devam edecektir. Çünkü insanlar “ben sevilmeye değerim” algısını sosyal mecralarda yaptıkları paylaşımlarda topladıkları yorum ve beğenileri birbirlerine göstererek sağlamlaştırabileceklerine inanmış durumdalar. Ne kadar doğru ne kadar yanlış tartışılır. Ama yaşadığımız dünya ne kadar bizim yaşam alanımızsa sanal dünyanın da o derece yaşadığımız alan olduğunu unutmamamız gerekir.



Nasıl ki daha önceki yıllarda Google veya yandex gibi arama motorları yerine bilmediğimiz bilgileri ansiklopedilerden araştırıp buluyorsak, günümüzde en ufak bir bilinmezi çevrimiçi arama motorlarına sorarak öğrendiğimizi unutmamalıyız.