klinik psikolog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
klinik psikolog etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Eylül 2023 Cuma

Barbie'nin İhtişamlı Dünyası

  Kim ne derse desin hiçbir dönem modası geçmeyen bir trend Barbie. Her ne kadar fiziksel görünüm itibariyle "kötü örnek teşkil ettikleri"ne dair yorumlar yapılsa da güzeli övmenin vazgeçilmez olduğu bu dönemde neden böylesi bir imaj figürünün modası geçsin ki... Hepimizin hayalini kurduğu ve pek azımızın sahip olduğu ihtişamlı bir hayata sahip Barbie arkadaşımız.

 Güzeli güzel yapan ona yüklenen anlamsa şayet, neden kime güzellik anlayışı sorulsa aşağı yukarı aynı cevapları alırız? İşte bu böyle gelmiş ve böyle giden düzenin sadece ufak bir parçası Barbie ve Ken. Yok kapitalist düzen yok şöyle yok böyle diye atıp tutanlar doluşmasın hemen; hepimiz bu kapitalist düzenin zincirinin birer parçasıyız. Bunun için iyi okullarda okuyup, lisanslar, yüksek lisanslar, doktoralar yapıp kendi işimizi kurup kendimizi tatmin etmeye yetecek kadar para kazanmak gibi bir heves içinde geçiyor ömrümüz. Ve nedense hiç de tatmin olmuyor, hep her şeyin çok daha fazlasını istiyor ve istemeye de kendimizde hak görüyoruz. Çünkü böyle gördük, böyle öğrendik; bu durumu içselleştirdik. Bunun dışına çıksak aidiyet duygumuza zarar vereceğiz; işte o yüzden memnun olsak da olmasak da mevcut düzeni sürdürmeye devam etmekteyiz. Çünkü dışarı doğru bir adım atsak tökezler düşeriz ve düşene herkes güler. İşte bunu göze alamıyoruz.

 Başkalarının düşüncelerini kendi duygu ve düşüncelerimizin üstünde tutmaya devam ettiğimiz müddetçe kişisel tatmin duygusundan yoksun, elde edilenlerin duygusal etkilerinin hızlıca tükendiği bu sarmalda yaşamaya devam edeceğiz.



Sezin Çelikkanat Mısırlı

Klinik Psikolog & Psikoterapist

13 Ekim 2022 Perşembe

Psikoloji: Hareket Zamanı

 

Bazen güncellememiz gerekir kendimizi. Gerek bildiklerimizi gözden geçirerek gerek dış görünüşümüzde hoşumuza gidebilecek ufak değişiklikleri hayatımıza dahil ederek. Daha fazla ertelemeden bir yerden başlamalı ve tutunmalı...

 

Rölantide seyreden bir hayatın dizginlerini elimize alarak kendimize kendi gücümüzü göstermeliyiz. Bazı şeyleri hatırlamamız gerekir çoğu zaman. Araya biraz olsun zaman girdiyse kendi kabuğumuza çekilmeye meyilli oluyoruz genelde. Halbuki mevcut potansiyelimizin ne kadarını kullandığımızdan bile bi’haber yaşıyoruz. Bu farkındalıkla neden şimdi harekete geçmeyelim ki? Adım atmak için en uygun zaman yapmak istediğimiz şeyin aklımıza geldiği zamandır, işte bunu unutmayalım!





Sezin Çelikkanat Mısırlı

Uzman Klinik Psikolog & Psikoterapist

11 Ekim 2022 Salı

Psikoloji: Mevsimsel Depresyon

 

Mevsimsel depresyon diyerek geçmemek gerek.

Özellikle sonbahar ve kış aylarında mutluluk hormonu serotonin düzeyinin düşmesi ve uyku hormonu melatonin seviyesinin olması gerekenden fazla üretilmesi sonucu ortaya çıktığı bilinen mevsimsel depresyon yaşam kalitemizi olumsuz yönde etkiliyor.

İstatistiksel olarak 18-30 yaş arasında ve kadınlarda daha yaygın olduğu biliniyor. Mevsimsel depresyon tedavi edilmediği takdirde majör depresyona dönüşebilme ihtimalini de beraberinde getiriyor.


Bu nedenle kendinizi olumsuz duygular içerisinde hissettiğinizde yaşam kalitenizi yükseltmek için psikoterapi desteği alabilirsiniz.





Sezin Çelikkanat Mısırlı

Uzman Klinik Psikolog & Psikoterapist

Uzun bir aranın ardından...

 

Ne zamandır yazmamıştım böylesine. Vakitsizlikten değil elbette, içimdeki arzuyu ilkel dürtülerimle erteledim defalarca. Sonunda kaçınılmaz olanın başındayım işte. Bu kez de sürekli yazasım, içimi dökesim var bu satırlara, fakat nereden başlayacağımı bilemiyorum nedense.

Uzun süredir aklımın bir köşesinde mevcut olan kitap yazma fikrini hayata geçirmeye karar verdim. Basımı için net bir tarih verememekle birlikte iki ayrı türde kitabı aynı anda yazmaya başlayacağımın bilgisini paylaşabilirim.

Bu yeni dönemde gerçekleştirmeyi planladığım projeler arasında bir dergide yazılarımın yayınlanması ve Youtube kanalımdaki videolarımı biraz daha farklı bir formatta paylaşmak da yer alıyor.

 


Youtube kanalım: sezin celikkanat

Instagram: klinikpsikolog.sezincelikkanat

 

16 Eylül 2020 Çarşamba

Uzm. Kln. Psk. Sezin Çelikkanat Mısırlı - İşkolik Programı

 Business Channel Türk'te

Uzman Klinik Psikolog ve Psikoterapist Sezin Çelikkanat Mısırlı'nın konuk olduğu 

  • Psikologların meslek hayatında lisans eğitiminin önemi, 
  • Yüksek lisansın anlamı ve 
  • Psikoterapist olma süreci ile 
  • Pandeminin psikolojik etkilerini konuştuğumuz 

Sema Baysal'ın moderatörlüğünü yaptığı İşkolik adlı program 


Videoya erişim sağlayamayanlar için link: youtu.be/IZF5Am0ypx0

***

-Psikoterapist kime denir, nasıl terapist olunur?
-Bir söz var “gerçek hastalar psikoloğa gitmez, gerçek hastaların hasta ettiği kişiler gider” diye. Siz bu yoruma katılıyor musunuz?
-İyi bir çift ilişkisinde olmazsa olmazlar nelerdir?
-Yaşadıkları ilişkiyle ilgili sıkıntıları olan çiftler genellikle görüşmelere birlikte mi geliyorlar yoksa bireysel görüşmeyi mi tercih ediyorlar?
-Evlilikte ne zaman terapiste gitmek gerekir?
-Bitme noktasına gelmiş bir ilişkide eşlerin terapiye başlaması ilişkiyi kurtarabilir mi?
-Pandemi sürecinin aile yaşantılarına etkisi nasıl oldu?
-Pandemiyle birlikte insan ilişkilerinde düşünsel duygusal ve davranışsal ne gibi değişiklikler oldu?
-Yaş gruplarına göre pandeminin etkileri çeşitlilik gösterdi diyebilir miyiz?
-Kaygı mı takıntıları etkiliyor yoksa takıntılarımız mı kaygımızı tetikliyor?
-Yeni normal olarak adlandırdığımız bu dönemde ağırlıklı olarak online mı yoksa yüz yüze terapiye mi talep oluyor?

***

Sorularınız, önerileriniz ve danışmak istediğiniz konularla ilgili olarak sezin.celikkanat@gmail.com adresine e-posta gönderebilirsiniz.


***

27 Ağustos 2020 Perşembe

Mentörlük

 Mentörlük, belirli bir deneyim, bilgi birikimi, beceri veya uzmanlığa sahip bir kişinin, bir başkasının kişisel veya mesleki anlamda gelişimini ele alınan konularla bağlantılı tavsiyeler vererek, yol göstererek ve bilgilendirerek katkıda bulunmasıdır.

Mentörlük bugün ve geleceğe odaklı bir süreçtir. 

Mentör ile mentee arasındaki ilişki, karşılıklı dayanışma ve etkileşime dayanmakta ve bu yönüyle her iki tarafa da fayda sağlamaktadır. Mentörlerin deneyimlerinden yararlanırken daha az hata yapmayı öğrenen menteeler, ne yapmak istediklerine kısa sürede karar verme, kendilerine daha gerçekçi hedefler koyabilme ve isteklerine göre kariyer planlama becerilerini kazanmaktadırlar. Mentörlük çalışmaları menteelere bir nevi yol göstericilik yapmaktadır. Öte yandan menteelere destek verirken iletişim becerilerini geliştiren mentörler de sahip oldukları bilgileri pekiştirme olanağına erişmektedirler.

Koçluk daha çok kişilerin tavır ve tutumları ile ilgilenmektedir. Belirlenen hedeflere ulaşmada doğru adımı, doğru zamanda atmak önemli bir faktördür. Koçlar çalışanları gözlemleyerek neyi nasıl yapmaları gerektiği hususunda danışmanlık yapmakta ve doğru adımın doğru zamanda atılmasını sağlamaktadırlar.

Mentörlük ise kişilerin potansiyellerini ortaya çıkarmayı ve geliştirmeyi hedeflemektedir. Çalışan potansiyeli; doğru donanım, eğitim, motivasyon ve danışmanlık verildiği taktirde kişinin ulaşabileceği en üst düzey kapasite olarak tanımlanabilir. Bu noktada kapasitenin iş odaklı kalmayarak daha geniş bir perspektifte ortaya çıkarılması kişinin kendini entelektüel ve sanatsal becerilerde de geliştirmesi hedeflenmektedir.




Uzman Klinik Psikolog & Psikoterapist

U. Sezin Çelikkanat Mısırlı

1 Nisan 2020 Çarşamba

Psikoloji: Ertele-me!


Zaman yönetimi yetersizliği, bir işi gerçekleştirebileceğine dair inançları, göreve dair hissettiği rahatsızlık, mükemmeliyetçilik, başarısız olma korkusu, gerçekdışı beklentiler, çalışma alışkanlıkları, reddedilme, terk edilme, beğenilmeme korkuları (belirsizliğe tahammül edememe) gibi nedenler ertelemeye neden olmaktadır.

Erteleme ile ​Başa Çıkma Yöntemleri:
  • ·         Harekete geçin! (bunun için kendinize slogan belirleyin: sadece yap, şimdi değilse ne zaman, istek eylemden sonra gelir gibi)
  • ·         Ertelediğiniz işleri önem sırasına koyarak listeleyin.
  • ·         Erteleme nedenlerinizi yazın ve bunları değerlendirin. Bunlar gerçekten engel mi oluşturuyor yoksa mazeret mi?
  • ·         Ertelemenin ikincil kazançlarını belirleyin.
  • ·         Ertelemenize neden olan kaygılarınızla baş etmek için olumsuz gerçek olmayan düşüncelerinizi değiştirmeye ve yerine gerçekçi olumlu düşünceler koymaya çalışın.
  • ·         Gerçekçi ve somut amaçlar belirleyin.
  • ·         Mükemmeliyetçi değil, ulaşılabilir ve gerçekçi hedefler belirleyin.
  • ·         Harekete geçmek için bir işaret olmasını beklemeyin. Gerekli isteğin ve motivasyonun varlığını kendiniz yaratın.




U. Sezin Çelikkanat Mısırlı
Uzman Klinik Psikolog ve Psikoterapist

**

31 Mart 2020 Salı

Psikoloji: Bağımlılıklardan Kurtulma Motivasyonu

Yaşadığımız izolasyon sürecinde sosyal medya, oyun, yeme, uyku, alkol ve sigara bağımlılıkları artabilir. Bunların önüne geçmek için değişikliklerin nerede yapılması gerektiğinin farkına varmak ve kasıtlı olarak onları çağıran etkinlikten zamanla uzaklaşmak gerekmektedir.

Bir eylem başlatmak için sürekli olarak aynı motivasyonel sorunlarla karşılaşılması ve sorunları değiştirmek için hiçbir şey yapmamaya devam edilmesi bağımlılığı tetikleyecektir.

  • Sizi yaptığınız eyleme iten sebepleri,
  • Hangi zamanlarda bu davranışın tetiklendiğini ve
  • Motivasyon kaynağınızı araştırmaya odaklandığınızda,
  • İçinde bulunduğunuz durumdan duyduğunuz hoşnutluk veya hoşnutsuzluğun farkına vardığınızda değişim için düşüncelerinizi eyleme dönüştürebilirsiniz.

Önemli olan içinde bulunduğunuz durumdan olan hoşnutsuzluğunuzun farkına vardığınızda bunun sizi eylemsizliğe itmesinin önüne geçmek ve bunu bir tetikleyici olarak kullanıp “ne yaparsam kendimi daha iyi hissederim?” mekanizmasını harekete geçirebilmektir.

  • Olumsuz durum veya davranışın yerine neyi koyacağınızı sizin kendi farkındalığınıza yoğunlaşmanızla ortaya çıkan ilgi alanınız belirleyecektir.


Sezin Çelikkanat Mısırlı
Uzman Klinik Psikolog ve Psikoterapist

23 Mart 2020 Pazartesi

Psikoloji: 6 Şapkalı Düşünme Teknikleri


Kadıköy Belediyesi Rasimpaşa Gönüllü Evi'nde 6 Şapkalı Düşünme Tekniği ile düşüncelerimizi nasıl yapılandırabileceğimiz üzerinde konuştuk.



Renklerle 6 Şapkalı Düşünme Tekniği'ni birleştirdiğimiz eğlenceli etkinliğimizde düşünce yapılandırmasını bireysel örneklerle süsledik.




Güncel hayatımızdan verdiğimiz örnekler oldukça eğlenceli anlar yaşamamıza sebep oldu.
Değerli katılımcılarımızdan 4 haftalık Psikoloji Atölyelerimizi 6 şapkalı düşünme tekniği'ne  göre değerlendirmelerini istedik.




Bireysel hedefler belirleyerek sosyalleşme etkinliği ile birbirimize soru cevap yaparak empati geliştirme, iletişimde dikkat edilmesi gereken noktaların farkına varma ve farklı bakış açılarını görme konularında aydınlanmalar yaşadık.


Ayrıntılı bilgi için mail yoluyla iletişime geçebilirsiniz.
E-Posta: sezin.celikkanat@gmail.com


**

20 Mart 2020 Cuma

Psikoloji: Kişisel Sınırlarımızı Çizebilmek

 

Corona Virüs dalgası henüz yurdumuzu sarmamışken 12 Mart Perşembe günü Kadıköy Belediyesi’ne bağlı Fenerbahçe Gönüllü Evi’nde “Kişisel Sınırlarımızı Çizebilmek” konulu seminerimizi gerçekleştirdik.




Genelden özele sınırların neleri ifade ettiğini, kişisel sınırlarımızı ne şekilde
belirleyebileceğimizi anlattık.




Kişisel sınırlarımızın özgürlük alanımızı yarattığına dikkat çekip, sınırlarımızı korumanın yaşam kalitemizi nasıl yükselteceğini, özgürlük ve sınırlamanın dengesini nasıl sağlayabileceğimizi örneklerle paylaştık.




Salona sığamadığımız, bahçe bölümünün bile dolup taşmasına sebep olacak kadar yoğun bir katılım oldu. Bu kadar güzel, güneşli bir günde virüs konusundaki hassasiyete dikkat edip gerekli önlemleri alarak bizimle bir arada olan tüm değerli katılımcılarımıza teşekkür ederiz.




Ayrıca bizi güleryüzleri ve türlü güzel ikramlarıyla ağırlayan derneğin eski başkanı Ayten Çokdan'a ve derneğin şu anki başkan yardımcısı olan hanımefendiye misafirperverliklerinden dolayı çok teşekkür ederiz.




**

3 Şubat 2020 Pazartesi

Psikoloji: Stres


Sıkıntı yaratan olaylar karşısında bir tepki sürecidir. Bireyin kendisinden ve çevresinden kaynaklanan bedensel ve ruhsal gerilim, baskı, endişe, kısaca kişiye rahatsızlık veren bir durumdur.

Stresin Belirtileri
Stres 3 dönemli bir sorun olarak karşımıza çıkar;
1)Alarm Tepkisi: Bu dönem, insanın dış uyaranı stres olarak algıladığı durumdur.
2)Direnç Dönemi: Bu dönem stresle yüz yüze kalınan, araya başka stresler girmezse baş
edilebilecek dönemdir.
3)Tükenme Dönemi: Stresle etkili bir şekilde baş edemediğimizde ya da üstesinden gelemediğimiz stres kaynakları çoğaldığında vücudun adaptasyon kapasitesi zorlandığı dönemdir.
Stres altındayken beyin algıladığı tehlike karşısında “savaş ya da kaç” emri verir. Bu emrin yerine getirilmesi için, gerekli olan kas gerginliği artar. Ancak savaşmanın veya kaçmanın mümkün olmadığı durumlarda artan enerji ve kas gerginliği boşalamadığı için çeşitli fizyolojik belirtiler ortaya çıkar. Bunlardan en sık olanı baş ağrısıdır.

Temel Stres Faktörleri
-Sorumluluklar ve Yoğun İş Yükü
(sorumlulukların belirsizliği, iş yükünün fazla olması, sorumluluk harici iş yüklenmesi)
Bireyin sorumlulukları konusunda yeterli bilgisinin olmaması durumunda rol belirsizliği görülür. Eğer işin amaçları yeterince tanımlanmamışsa, bir diğer ifade ile birey ne yapacağını bilemiyorsa stres kaçınılmaz olacaktır
Bireyin üstlendiği iki veya daha fazla rolün aynı zamanda ortaya çıkması, bireyden zıt isteklerde bulunulması rol çatışmasına yol açabilir. Örnek olarak bir işçiden amiri üretimi hızlandırmasını isterken, çalışma arkadaşları üretimi yavaşlatmasını isterse kişi rol çatışması yaşayabilir.
Diğer insanların sorumluluğunu üstlenmek, kişilerde gerginlik yaratan bir stres kaynağıdır. Diğer insanların mesleki gelişiminin sorumluluğu bir kişiye yüklenmiş ise, ayrıca işin doğası çok fazla sorumluluk gerektiriyor, ancak yetkiler sınırlı ise, kişi kendini yoğun stres altında hissedebilir.

-Kişilerarası Çatışma:
İş yerinde üstleriyle geçimsizlik ve çalışanlar arasındaki olumsuz ilişkiler, kişiliklerin uyumsuzluğu, amirlerle, meslektaşlarla ya da memurlarla çatışma ya da tartışma, evde aile fertleriyle yaşanan tartışmalar, sosyal ilişkilerde arkadaşlarla veya iletişimde olunan diğer kişilerde yaşanan sıkıntılar en basit işlerde bile gerginlik yaratır. Çözümü en zor olan da bu sorundur.

-Kalabalık/Trafik:
Büyük şehirlerde yaşamanın yegâne problemlerinden birisidir bunlar. Bulunulan ortama adapte olmak, bakış açımızı değiştirmek gerekebilir. Kendi kontrol alanımızın dışındaki konulara kızmak, öfkelenmek, sinirlenmek, tepki göstermek bizi daha stresli, uyumsuz ve mutsuz yapar. Bu nedenle farklı bakış açılarına odaklanmak, alternatif düşünceler üretmek veya yaşanan bu kaçınılmaz sorunları olabildiğince yumuşatmak için yollar bulabiliriz. Trafik esnasında arabada sevdiğiniz şarkılardan oluşan bir albüm dinlemek, klasik müzik dinlemek, kulaklık yoluyla telefonla görüşmek gibi. Kalabalık içerisindeyken görmek istemediğiniz şeylere odaklandıkça onları görmeye başlarsınız bu nedenle odağınızı kendi içinize çevirin. Belki alternatif bir güzergâh belirleyip oradan istediğiniz yere gidebilirsiniz veya bir yerlerde çay/kahve molası verebilirsiniz. Sizin dışınızdaki kişilere sinirlenip somurtabilirsiniz elbet ama bu size bir şey kazandırmayacaktır. Kalabalıklar içerisinde de kendi hoşunuza gidebilecek şeyler bulabileceğinizden eminim.

-Sınırların Çok Katı veya Çok Gevşek Olması:
Kişisel hayatta kimseye hayır diyememek, sınırlarımızı çizememek ve bu nedenle hayatımıza sıkça müdahale edilebilmesi, kendi isteklerimizi gözardı etmek.

-Fiziki Mekan ve Çevre Şartları:
Çalışma, eğitim alanı veya evde en fazla zaman geçirilen yer (oda), masa, koltuk, sandalye vs gibi materyaller ve bulunulan ortamın hava koşulları, aydınlatması, sıcaklığı, gürültü veya sessizliği rahatlık ve güven sağlamalıdır. Konfor alanında kişinin kendisini iyi hissetmesi hem fizyolojik hem psikolojik durumu etkilemektedir.

-Yüksek Beklentiler:
Kişinin iş yaşamında belli bir hedefe ulaşmak, kariyer basamaklarında yükselerek bunun
karşılığında daha fazla güç, saygınlık ve para elde etmek, kariyer gelişimini sağlamak yönündeki istek ve ihtiyacının örgüt tarafından karşılanamaması ve çeşitli şekillerde engellenmesi çalışanda strese yol açacaktır. Bireyin kariyerinde doyumu ve etkinliği iş stresini kontrol altında tutmasına bağlıdır.

-Mobbing:
Duygusal saldırı, ayrımcılık ve zorbalık olarak da tanımlanan mobbing, fiziksel şiddetten çok psikolojik baskı ve yıldırma politikası ile işyerindeki herhangi bir çalışana uygulanan ısrarlı ve bilinçli bir davranış olarak tanımlanmaktadır. Mobbinge uğrayan kişilerin %40’ının depresyona girdiği, travma sonrası stres bozukluğu yaşadığı gözlemlenmiştir.

-İşe geç gitme / İşten erken çıkma/Devamsızlık:
İşe, eğitime vb yerlere geç gitme, buralardan erken çıkma veya hiç gitmeme (devam etmeme) durumları hem kişinin adaptasyonuna yönelik bir stres faktörü olurken hem de bu ortamdaki kişilerin stres faktörünü artırmaktadır.
-Psikoloji randevusu alan danışanın seansa gelmemesi veya devam eden bir seansın danışan tarafından birden sonlandırılması
-Çok isteklerle katıldığınız eğitim veya atölyeye devam etmediğiniz oldu mu? Neden?

-Çatışma:
Çatışma, bireysel ve örgütsel olarak iki boyutta ele alınabilir. Bireysel anlamda çatışma, bir
insanın hedeflerine ulaşmasını engelleyen davranış biçimleri olarak tanımlanabilir. Birey bu
engellemeler sonucu gerginlik ve uyumsuzluk sorunları yaşayabilecektir.
Özellikle çatışma halinin uzun sürmesi birey üzerinde stres yaratabilecek ve organizma bünyesinde çeşitli sorunlara (kalp rahatsızlığı, ülser gibi) neden olabilecektir.

-Zaman Baskısı
-Hata Yapma Korkusu/Yanlış Anlaşılma Korkusu
-Güvenliğin Az Olması



Uzman Klinik Psikolog ve Psikoterapist U. Sezin Çelikkanat Mısırlı


**

20 Ocak 2020 Pazartesi

Psikoloji: Mobbing ile Başa Çıkabilmek


MOBBİNG NEDENLERİ

Mobbing genel olarak saldırganın psikolojik yapısından, mağdurun psikolojik yapısından, çalışılan kurumdan ya da toplumsal değer ve yargılardan kaynaklanabilmektedir. Mobbing kişinin ruhuna saldırıdır ve kurbanın saygı duyulmayan biri olması istenmektedir. Kurbanı iş ortamından uzaklaştırmayı amaçlayan dedikodular ve kurbanın şirket içindeki itibarını zedelemeyi amaçlayan davranışlar mobbing’i ortaya çıkarmaktadır.

Örgütlerde mobbing’in birçok nedeni bulunmaktadır. Mobbing’den önce kişiler arası herhangi bir anlaşmazlık yaşanır. Daha sonra güçlü olan kişi, karşısındaki kişiyi hedef alarak psikolojik şiddete başlar. Mağdur boyun eğmeyi reddettiği, kontrole direnç gösterdiği için öfkelenen ve kabalaşan tacizci harekete geçer. Artık onun için tek amaç kendisini rahatsız eden hedefi, yaptığına pişman edip, kendi egosunu tatmin etmek, iş yerinden uzaklaşmasını, mümkünse işten ayrılmasını sağlamaktır.

Mobbing ile ilgili yapılan çeşitli araştırmalarda, mobbing’in iş yerlerinde ortaya çıkmasının nedenleri arasında yönetim kaynaklı olarak hatalı personel alımı, dönemsel işçi alımı ya da iş yerindeki boş pozisyonlara terfi olabilmek için bireyler arası acımasızca mücadeleler gösterilebilir. Yöneticiyi veya patronu etkilemek hatta daha da yükselmek için bile mobbing uygulanabilir. Can sıkıntısı içerisinde zevk arayışı da bunlara örnek gösterilebilir.

Kurumdan kaynaklanan nedenler de mevcuttur. Bunlar;
• Küçülme ve yeniden yapılanma faaliyetleri
• Aşırı rekabetçi bir ortam
• Verimliliği artırma baskısı
• Yetersiz iletişim
• Eğitim eksikliği
• Aşırı disiplin getirme anlayışı
• Yoğun iş yeri stresi
• Saydamlığın olmayışı
• İşletmenin kötü yönetilmesi
• Ekip çalışmasının yetersizliği

MOBBİNG TÜRLERi

Dikey Mobbing
Bu mobbing türü üstlerin astlarına karşı veya astların üstlerine karşı uyguladığı mobbing türüdür. Mobbing, her türlü durumda herkes tarafından yapılabilir. Yönetici, çalışanlarına karşı farklı davranış kalıpları sergileyebilir.

Yatay Mobbing
Aynı statüde bulunan, eşit yetki ve sorumluluklara sahip çalışanların birbirlerine karşı uyguladıkları psikolojik tacize “yatay mobbing” denilmektedir. Yatay mobbing daha çok rakip konumda olan kişiler tarafından genellikle açık olan üst pozisyona terfi edebilmek amacıyla uygulanmaktadır. Kıskançlıkla ve sinsice yapılan bu mobbing türünde mobbing uygulayanlar örgüt tarafından desteklenmiyorsa uyguladıkları şiddeti inkâr etmekte ve bunun çekişme olduğunu düşünmektedirler.

MOBBİNG YAPAN BİREYLERİN KİŞİLİK YAPILARI

PARANOİD TİPLER
Paranoid bozukluğu olan mobbing’çiler başkalarının kendileri hakkında sürekli komplo kurduklarını ve ona zarar vermeye çalıştıklarını düşünürler ve bu olası komplo teorileriyle mücadele etmek için sürekli karşı tarafa komplo hazırlığı içine girerler.

NARSİST TİPLER
Narsisizim, “kendini beğenmişlik” anlamına gelmektedir. Bu tür ruh yapısına sahip kişiler, etnik, dinsel ve kişisel alanlarda çok üstün olduklarına inanmaktadırlar. Narsist bireyler sınırsız başarı, zenginlik ve güç elde etme tutkusu içindedirler. Aşırı bir şekilde hissettiği özgüven duygusunu koruyabilmek için sürekli takdir edilmeyi ve kendilerine hayranlık duyulmasını isterler. Bu kişiler tatminsizdirler.

SADİST TİPLER
Sadist ruhlu mobbing’çiler, yaptıkları her türlü eziyetten zevk almaktadırlar. Sadist ruhlu kişiler, şiddet, yaralama, acı çektirme vb. gibi konulara ilgi duyarlar. Mobbing mağdurunun çökmesi, ağlaması ona zevk verebilmektedir. Hatta aşırı sadist tipler bundan cinsel haz da duyabilmektedirler. Mobbing’çilerin geneli sadist kişilik yapısına sahip bireylerdir. Saldırganlıkları açık ya da üstü kapalı olabilmekte, iş yaşamında kişileri bekletmek, toplantıları gereksiz uzatmak gibi davranışlarda bulunabilmektedirler.

OBSESİF TİPLER
Obsesif kişilik bozukluğu, işin asıl amacını unutacak kadar mükemmeliyetçi, aşırı düzenli ve kontrolcü kişilerde kendini göstermektedir. Bu rahatsızlığı olan kişiler de abartılı düzen, işi en iyi kendisinin yaptığını düşünüp başkalarına güvenmeme, cimrilik gibi kişilik özellikleri görülebilmektedir.

UYUMSUZ TİPLER
Uyumsuzlar kişiler sosyal kurallara uymayan, birlikte yaşama anlayışına sahip olmayan, dünyayı kendi anlayışları ile gören, utanmaz, sıkılmaz tavırlar sergileyen kişilerdir. Bu kişiler hiçbir şekilde yanlışlarından ders almazlar. Özel yaşantıları düzgün değildir. Genelde alkol, sigara ve uyuşturucuya düşkündürler. İstediklerini elde etme konusunda hiçbir kural tanımazlar. Kurallara uymak onlar için aptallıktır. Saldırgan, diğer insanların kendinden üstün özelliklere sahip olmasını kendine karşı tehdit olarak görmektedir. Tehdit altında benmerkezcidirler.

MOBBİNG’İN SONUÇLARI
Kasıtlı ve sistemli olarak tekrarlanan psikolojik baskıların etkileri, birey üzerinde yavaş yavaş oluşan birikimli zararlar şeklinde ortaya çıkmaktadır. Mobbing’in mağdur üzerinde yaptığı zararları, öncelikle ekonomik ve sosyal olmak üzere iki grupta ele almak gerekir. Konuya ekonomik açıdan yaklaşıldığında, git gide yitirilmekte olan önce ruhsal sağlığın ardından fiziksel sağlığın geri getirilmesi amacıyla sağlık sektörüne ödenen paralar düşünülmelidir. Bireyin işten ayrılmak zorunda kalması veya işten çıkarılması sonucunda ise düzenli bir kazancın yok olması söz konusudur.
Mobbing’in sosyal açıdan bireyde yarattığı zararlar incelendiğinde ise; psikolojik açıdan bir mağdur bulunmaktadır, bu mağdur tedirgin edilmiş ve herkese karşı önyargılı yaklaşmaktadır. Birey içinde bulunduğu sıkıntılı durumu arkadaşları ve ailesine yansıtmaya başlamakta ancak bireyin sürekli depresif tarzdaki hareketleri çevresindekilerin rahatsız olmasına ve yavaş yavaş ondan uzaklaşmasına sebep olmaktadır.

Bu durumda mağdur her alanda kendine olan güvenini kaybettiğinden şaşkınlaşır, beceriksizleşir, korkmaya, utanmaya ve çekinmeye başlar. Bu durum sadece iş ortamında değil, kişiler arası ilişkilerde de devam eder. Kişi sosyal ortamlardan kaçmaya, randevularını unutmaya, aile bağlarından kopmaya başlar. Mağdur çoğu zaman bezgin bir şekilde eve gelir, aşırı duygusal tepkilerde bulunur, sebepsiz yere saldırganlaşabilir. Kendini yeterince güvende hissetmeme, yanlış bilgilendirme başkaları tarafından kendisine saygısızca ya da haksız biçimde davranıldığını hissetme, uykusuzluk, kronik yorgunluk ve tükenmişlik duygusu, ailevi-evlilik ilişkilerinin gerginleşmesi, onuru kırılmış/haklarına tecavüz edilmişlik hissi, “insan yerine konmama”, kendisini kimsenin anlamadığını düşünüyor olma gibi faktörler, iş yerinde psikolojik şiddetin mağdur üzerindeki etkileridir.

Mobbing, mağduru olumsuz etkilediği kadar, mobbing’in uygulandığı örgütü de etkilemektedir. Mobbing’in yaşandığı bir örgütte ekip çalışması bozulmakta ve ortak amaçları gerçekleştirmek için amaç birliği zedelenmektedir. Mobbing mağduru içinde bulunduğu olumsuz durumdan fazlasıyla etkilenmekte ve görevlerini gerektiği şekilde yerine getirememektedir. Mobbing uygulayanın tek hedefi ise mobbing mağdurunu yıldırmak ve iş göremez hale getirmektir i. İşletmeler de mobbing sonucunda kilit çalışanlar yitirilmekte, iş gücü devir oranı artmakta ve çalışanların motivasyonları bozulmaktadır. Sorunların temeline inilmeden bir takım çalışmalar yapılması da başarısızlık nedenlerinden biridir ve örgütün zayıf düşmesine yol açmaktadır.


Uzman Klinik Psikolog ve Psikoterapist
U. Sezin Çelikkanat Mısırlı


**

2 Ocak 2020 Perşembe

Psikoloji Atölyesi: Stres ve Sanat Terapisi


Kurucusu ve müdürü olduğum Tera Psikolojik Eğitim Danışmanlık Merkezi olarak ekipçe Kadıköy Belediyesi'ne bağlı Rasimpaşa Gönüllü Evi'nde, “Stres” konulu
Psikoloji Atölyemizi gerçekleştirdik.


İki aşamalı olan atölye çalışmamızın ilk aşamasında stresi tanımlayarak günlük hayatta maruz kaldığımız stres faktörlerimizi belirledik ve
stresin üzerimizde ne gibi etkileri olabileceğini konuştuk.






Psikoloji Atölyemizin ikinci aşamasında katılımcılarımızın empati kurma ve
stres faktörleriyle başa çıkma yöntemleri geliştirmelerine yönelik sanat terapisi uygulamamızı gülerek ve eğlenerek bol etkileşimli bir şekilde gerçekleştirdik.



Tüm katılımcılarımıza, ”olumsuz hava koşullarına rağmen” aramızda oldukları ve
değerli paylaşımları için teşekkür ederiz.

**

28 Aralık 2019 Cumartesi

Psikoloji: Mobbing


Mobbing, psikolojik şiddet, taciz anlamına gelmekte ve bu davranış biçimi insanlara huzursuzluk vermektedir. Psikolojik terör, psikolojik yıldırma ile eş anlamlıdır ve birine karşı cephe alma, duygusal saldırıda bulunma anlamlarına da gelmektedir. Mobbing, iş yerinde çalışanlar tarafından ya da işveren tarafından dönem dönem gerçekleştirilen psikolojik saldırılardır ve son yılların en önemli sorunlarından biridir.

İş yerinde psikolojik şiddeti ayrıntılı bir biçimde ilk kez Alman psikolog Heinz Leymann ele almıştır. Leymann’ a göre mobbing “Her gün veya birkaç ay süre ile sistematik olarak, birinin veya bazen birkaç kişinin bir diğerine, duygusal yönden zarar verici davranışlarda bulunmasıdır”.

Sıklık ve Devamlılık
Herkes mobbing’e maruz kalabilir. Bir kişinin mobbing’e uğraması için özel ya da önemli biri olması gerekmez. Ancak çoğu zaman belirgin özellikleri olan kişiler mobbing’e maruz kalmaktadır. Mobbing’in yapılması bir süreçtir. Mobbing’çi sürekli tekrarladığı saldırılar sayesinde mağduru sağlığından edebilir.

İş yerinde kurbana karşı gerçekleştirilen kötü davranışların psikolojik terör olarak adlandırılabilmesi için en az 6 ay ve en az haftada bir kere gerçekleştirilmesi ve genelde ortalama uygulama süresinin 15 ay; sürecin kalıcı ve bazen ağır etkilerinin ortaya çıkması için de 29-46 ay geçmesi gerektiği saptanmıştır.

Güç Farklılıkları
Mobbing sürecinde mağdur sayısı ve mobbing’i uygulayan sayısı bir ya da birden fazla olabilmektedir. Heinz Leymann, mağdur olan kişi sayısının bir ve çok nadir birden fazla, mobbing’i uygulayan kişi sayısının ise bazen dört ve hatta dörtten fazla bile olabileceğini ifade etmektedir.

MOBBİNG’İN AŞAMALARI

1. Tanımlama Aşaması
Bu aşama, kişinin saygınlığına, mesleki yeterliliğine, fiziksel görünümüne ya da buna benzer özelliklerine saldırı ile başlamaktadır. Kişi bu aşama da yaşadıklarıyla beraber durumu tanımlamaya çalışır.

2. Anlaşmazlık Aşaması
Kritik bir olay sonucu durum biraz daha şiddetlenir ancak hala gerçek anlamda bir mobbing ortada bulunmamaktadır. Bu aşama sadece şiddetli bir çatışma aşamasıdır.

3. Saldırgan Eylemler Aşaması
Saldırgan eylemler aşamasıyla beraber psikolojik terör başlamış demektir. Bu davranışlar aktif saldırganlık ve pasif saldırganlık olarak ikiye ayrılmaktadır. Aktif saldırganlık çabuk fark edilmekte, kurbanı belirgin bir biçimde hedef almakta ve amacını kurbana belli etmektedir. Bu nedenle aktif saldırganlarla başa çıkmak daha kolaydır.

Ancak pasif saldırganlar zaman zaman kötü davranışlarını gizlemek için nazik davrandıklarından dolayı onlarla başa çıkmak daha zordur. Pasif saldırganlıkta amaç açıkça belli edilmez hatta saldırgan mağdura yardım ediyormuş gibi görünüp onun güvenini kazanmayı bile deneyebilir. Mağdurun böyle bir duruma düşmesi ve bunu geç fark etmesi sonucu mağdur kendini korumada sorunlar yaşayabilmektedir. Bunun yanı sıra saldırganın mağdurun yakınında olması, onun açıklarını bilmesi ve bunları ona karşı kullanması mağduru daha da kötü duruma düşürmektedir.

4. Yönetimin Katılması Aşaması
Bu aşamada mağdurun psikolojisi ve çalışma tarzı bozulduğundan dolayı diğer personel mağdur ile ilgili yönetime şikâyette bulunabilmektedir. Bunun sonucunda yönetim mağdurla konuşmadan önyargı içerisine girebilmekte ve mağdur için yapılan haksız şikâyetleri kabul edebilmektedir.
Bu aşamada yönetim, kurban ve mobbing uygulayan arasındaki olayları yanlış yorumlayıp suçu kurbanda arama ve problemi başından atma eylemine gidebilir. Böylece yönetim de, ortaya çıkan bu negatif döngüde yerini almış olur.

5. Zor ve Akıl Hastası Olarak Algılanma Aşaması
Kişinin sağlığını, düşünce yapısını bozmak için sürekli duygusal saldırı yapmak yeterlidir. Saldırılar sayesinde mağdur normal şekilde akıl yürütemez hale gelmekte, duygusallaşmakta ve anlamsız şeylerde bile anlam aramaya başlamaktadır. Bu aşama da kişiler kimseye güven duymamaktadırlar.

6. İşine Son Verme Aşaması
Bu aşama mobbing’in son safhasıdır. Bu aşamayla beraber mağdur yönetimden beklediği desteği alamamış, sağlık sorunları yaşamaya başlamıştır. İşe gelme isteği tamamen gitmiş, psikolojisi bozulmuştur. Saldırganın yüzünden iş performansı düşen mağdur ya kendi becerisinden daha alt işlerde çalıştırılmakta ya da işine son verilmektedir.

Uzman Klinik Psikolog ve Psikoterapist
U. Sezin Çelikkanat Mısırlı


**