bilişsel davranışçı terapi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilişsel davranışçı terapi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Eylül 2023 Cuma

Barbie'nin İhtişamlı Dünyası

  Kim ne derse desin hiçbir dönem modası geçmeyen bir trend Barbie. Her ne kadar fiziksel görünüm itibariyle "kötü örnek teşkil ettikleri"ne dair yorumlar yapılsa da güzeli övmenin vazgeçilmez olduğu bu dönemde neden böylesi bir imaj figürünün modası geçsin ki... Hepimizin hayalini kurduğu ve pek azımızın sahip olduğu ihtişamlı bir hayata sahip Barbie arkadaşımız.

 Güzeli güzel yapan ona yüklenen anlamsa şayet, neden kime güzellik anlayışı sorulsa aşağı yukarı aynı cevapları alırız? İşte bu böyle gelmiş ve böyle giden düzenin sadece ufak bir parçası Barbie ve Ken. Yok kapitalist düzen yok şöyle yok böyle diye atıp tutanlar doluşmasın hemen; hepimiz bu kapitalist düzenin zincirinin birer parçasıyız. Bunun için iyi okullarda okuyup, lisanslar, yüksek lisanslar, doktoralar yapıp kendi işimizi kurup kendimizi tatmin etmeye yetecek kadar para kazanmak gibi bir heves içinde geçiyor ömrümüz. Ve nedense hiç de tatmin olmuyor, hep her şeyin çok daha fazlasını istiyor ve istemeye de kendimizde hak görüyoruz. Çünkü böyle gördük, böyle öğrendik; bu durumu içselleştirdik. Bunun dışına çıksak aidiyet duygumuza zarar vereceğiz; işte o yüzden memnun olsak da olmasak da mevcut düzeni sürdürmeye devam etmekteyiz. Çünkü dışarı doğru bir adım atsak tökezler düşeriz ve düşene herkes güler. İşte bunu göze alamıyoruz.

 Başkalarının düşüncelerini kendi duygu ve düşüncelerimizin üstünde tutmaya devam ettiğimiz müddetçe kişisel tatmin duygusundan yoksun, elde edilenlerin duygusal etkilerinin hızlıca tükendiği bu sarmalda yaşamaya devam edeceğiz.



Sezin Çelikkanat Mısırlı

Klinik Psikolog & Psikoterapist

27 Aralık 2017 Çarşamba

Psikoloji: Bağlanma Korkusu

0-2 yaş arası bebeklik çağında ebeveyn/caregiver - bebek arasındaki ilişki ilerleyen dönemlerde kişinin bağlanma/bağımlılık düzeyine etki etmektedir.
Bakıcı kişiden (caregiver)  güvenli bağlanma ve koşulsuz sevgiyi alan kişilerde bağlanma veya bağımlılık açısından ilerleyen yaşlarda herhangi bir sorun olmadığı belirtilmektedir. Bu yaşlardaki sevgi göstergesi biraz şefkat biraz da beslenme olarak karşı tarafa aksettirilmektedir. Fizyolojik ve emosyonel beslenme dediğimiz bu durumların aşırı doyurulması da yetersiz doyurulması da kişinin yetişkinlik çağında çevresindeki her şeyle (kişilerle, nesnelerle) kurduğu ilişkilere yansımaktadır. Özellikle tutarsız sevgi göstergesine maruz kalan çocukların ilerleyen yaşlarda borderline eğilim göstermeleri mümkündür. Bu noktada anne-kız ilişkisi mühimdir. Öte yandan bağlanma-fobi de bu şekilde gelişim göstermektedir.
Bu yaş aralığında oral fiksasyon önemli bir bulgudur. Yeterince doyurulmamış bebeklerde ilerleyen yaşlarda çeşitli bağımlılıklar (özellikle alkol ve sigara) görülmesi kuvvetle muhtemeldir. Çünkü 0-2 yaş aralığındaki bireyin haz kaynağı ağızdır. Bebekler her şeyi ağızlarına alarak tanımaya ve kendilerince yorumlamaya (anlamlandırmaya) çalışırlar. Melanie Klein’ın iyi meme-kötü meme kavramları bunu örnekler niteliktedir. Bu kavramlar çerçevesinde besinsel değeri yüksek olan ve yeterince doymasına yardımcı olan iyi meme, yetersiz ve eksik olan ise kötü meme şeklinde nitelendirilmektedir. Ve (meme)den yeterli besin alamamış bebekler ilerleyen yaşlarda buradaki eksikliği başka yollarla doyurma eğilimini gösterebilirler. Çünkü yeterli doyuma ulaşmayan veya aşırı doyum alan bireyler oral evrede saplanırlar. Her şeyin azının zararlı olması gibi fazlası da bireye zarar vermektedir. Oradan alınan hazzın devamlılığı istenmekte ve sürekliliğin hiç bitmemesine yönelik bir talep olmaktadır. Bu Oral evredeki saplanmaya oral fiksasyon adı verilmiştir. Bu durum gelecek yaşamda kişinin oburluğuna, argo ve küfürlü konuşmaya (küfürbazlık), sigara tiryakiliğine, alkol ve uyuşturucu bağımlılığına eğilimini artırdığı gibi aradığı hazzı karşılayamayacağı düşüncesiyle öğrenilmiş çaresizliğin ardına saklanma, bağlanma korkusu gibi durumları da beraberinde getirir.
Bazı durumlarda ise bağlanma korkusu öğrenme ile pekişen bir durumdur. Bir çeşit savunma mekanizması işlevi görmektedir. Uzun süre kendini kendinden olmayan her şeye kapayan insanlarda kalıcı bir kişilik bozukluğuna ek olarak bağlanma korkusu gelişmektedir. Özellikle obsesif kişilik yapısına sahip olan kişilerde bağlanma problemlerine oldukça sık rastlanmaktadır. Obsesyonlar kişinin kendisini korumaya yönelik davranışlar sergilemesine yöneliktir.

Bu kişilerin şu davranışları özellikle dikkat çeker:
·        Başkalarının onları kötü hatırlamasını istemediklerinden dolayı kabalaşırlarken bile çok kibar olabilirler.
·        Kendilerinin mükemmel olmalarına dikkat ederler. Bu sebeple içten içe kendilerine karşı mükemmeliyetçi ve acımasızdırlar. Öte yandan başka insanların hata yapmalarını normal görürler. Fakat onlara göre kendileri kesinlikle hata yapmamalıdır.
·        Genel olarak yalnız uyumayı severler.
·        Onların özgürlük alanlarına yaklaşılmasını tercih etmezler. Sınırları vardır.
·        Hayatlarına kalıcı kişileri almaktansa yüzeysel ilişkiler kurmayı tercih ederler. Onların izin verdiği ölçüde onlarla yakınlık kurulabilir.
·        Karşı cinsle olan ilişkileri genelde fiziksel ve fazla yüzeyseldir. Duygusal bağ kurmazlar
·        Seviştikten hemen sonra bütün kanıtları ortadan kaldırırlar. Çarşaf/havlu gibi malzemeleri apar topar çamaşır makinesine atıp makineyi hemen çalıştırırlar. Aşırı eğilim sergileyen kişilerin bu malzemeleri çöpe atıp çöp torbasını da dışarıdaki çöp konteynerine attığı gözlemlenmiştir.
·        Hatırlatıcılardan daima uzak dururlar. (Bir önceki madde bu durumu açıklar niteliktedir.)
·        Hayatına giren kişileri kendi isteklerine göre kullanma eğiliminde olurlar. Daima her şeyi onların öncelikleri çerçevesinde şekillendirmek isterler.
·        A-B-C planları yapıp bir sonraki adımı hesaplama gayreti içindedirler. Planları yolunda gitmediğinde sersemlerler ve panik eğilimi içerisinde olabilirler.
·        Kafalarının net olmasını isterler. Siyah veya beyaz vardır hayatlarında, griye yer yoktur.
·        Duygusal bir şeyler hissetmeye başladıkları anda kendi kabuklarına çekilip bu hissiyatları geçinceye kadar münzevi bir hayat yaşamaya çabalarlar.
·        Hayatlarında kalıcı olacak hiçbir şeye tahammülleri yoktur.
·        Bazı şeyleri düzeltmektense doğrudan onlardan uzaklaşmayı veya kurtulmayı tercih ederler.
·        Oldukça manipülatif olup çevrelerindeki kişilere duygusal istismarda bulunurlar.


Bu kişilerin yaklaşık 1 sene boyunca bilişsel davranışçı terapi desteği alması gerekmektedir. Çözülmemiş yas süreci, anksiyete, obsesyon, travma sonrası stres bozukluğu tedavi yöntemlerini de içine alan bir süreçten geçirilerek eklektik bir yöntemle komorbit hali çözümlemek mümkündür.