alışveriş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alışveriş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Ağustos 2020 Perşembe

İnternet Alışverişinde Bilinçlenmek

 Pandemi sürecinin gelip gitmemesiyle birlikte hayatımızda dijital yeni bir sayfa açıldı. Artık giyimden yiyeceklere, market alışverişlerinden kişisel bakım ürünlerine kadar her şeyi internetten satın alıyoruz. Bu noktada da güvenilir sayfalardan alışveriş yapmak önem kazanmış durumda. Ne yazık ki bu süreci kendilerince fırsata çevirmeye çalışan dolandırıcılar da mevcut. Bu nedenle de güvenilir sayfaları bulup oralardan alışveriş yapmak konusunda biraz daha bilinçlenmemiz gerekiyor.

Instagram’dan baktığımızda birçok butik sayfası olduğunu görüyoruz. Bunlardan hangisine güvenebileceğimizle ilgili olarak bir araştırma yapmadan körü körüne alışveriş yapmamamız gerekiyor. Yetersiz araştırma sonucunda bir yerlere paramızı kaptırmak istemediğimiz için sayfalar arası kaosun içinden çıkmalıyız.

Influencer ve bloggerların bir markaya ait ürünlerin reklamını yapması o ürünlerin amacına uygun bir ürün olduğunu, faydalı veya kaliteli olduğunu göstermez. Mümkün olduğunca gerçek kullanıcı ve tüketici yorumlarına ulaşmakta fayda var. Çünkü tanınmış simalar ürün reklamlarını belirli bir ücret karşılığında yapıyorlar. Öyle olunca da maddi kazanç elde ettikleri bir ürünü kötüleme ihtimalleri de ortadan kalkmış olduğundan tavsiyeleri gerçeklikten çok uzak olabiliyor.

Söz konusu Instagram olduğunda öncelikle alışveriş yapmayı düşündüğünüz ürünlerle ilgili fotoğrafların özgün mü yoksa oradan buradan toplama fotoğraflar mı olduğuna bakmalıyız. Takipçi sayısının fazla olması o sayfayı güvenilir yapmak için yetersizdir. Çeşitli sosyal medya ajanslarından veya korsan bazı yazılımcılardan para karşılığında takipçi, beğeni sayısı, yorum, izlenme sayısı gibi şeyler alınabiliyor. O yüzden artık bunlar tam bir güvenilirlik sağlamıyor. Paylaşımların altındaki yorumların niceliğine değil niteliğine dikkat edin ve ayrıntı belirten yorumları daha dikkate alın. Belirlenen sayfanın geçmişinin ne kadar eskiye dayandığına bakmak, gerçek bir iletişim numarası ve mail adresinin bulunması ve mümkünse internet sitesine sahip olması o Instagram sayfasının daha güvenilir olduğunu gösterir. Herhangi bir olumsuz durum yaşadığınızda geriye dönüp yetkiliye ulaşabiliyor olmak, bir tüketici olarak ürünle ilgili olarak cayma hakkınızı kullanabilmek ve tüketici haklarınızı savunabilmek için ardınızda ulaşabileceğiniz bir telefon numarası olması gerekmektedir.

Farklı internet sitelerinden alışveriş yaparken de ardında iletişim numaralarının olması, gerçek bir adresin bulunması en dikkat edilmesi gereken faktör olarak karşımıza çıkıyor. Belki biraz da internette arama motorlarında o sayfayla ilgili araştırma yapmak ve hakkında bilgi toplamak gerekiyor. Adını arama motoruna yazdığınızda karşınıza hiçbir bilgi çıkmayan sayfalardan, şikayeti bol olup hakkında fazla iyi yoruma rastlamadığınız yerlerden kaçarak uzaklaşın. Bu tarz yerlerden ilk kez sipariş verecekseniz eğer online ödeme yöntemini kullanmamanızı öneririm. Özellikle kapıda ödeme yöntemini seçmenizi ve ürünü teslim alırken paketi açıp doğruluğunu kontrol etmenizi tavsiye ederim. Böylelikle yanlış/eksik/kırık/bozuk/tarihi geçmiş ve/ya defolu bir ürün geldiğinde ürünü teslim almadan anında müdahale etmiş olursunuz.




U. Sezin Çelikkanat Mısırlı

Uzman Klinik Psikolog & Psikoterapist

6 Mayıs 2019 Pazartesi

Moda: Gömlek Elbise Dalgası

Bahar aylarından yaz mevsimine geçerken en rahatı gömlekler oluyor.
Gömlekler kombin yaparken her türlü bizi kurtarıyor da pratik, spor ve şık olmak için gömlek elbiseler hemeeeennn imdadımıza koşuyorlar.




Volanlar, fırfırlar ve alabildiğince soft bahar renkleri.
Bu ara dönemde özellikle bebe mavi, çağla yeşili ve pudra pembesi renkleri bizi kucaklıyor.




Ucu volanlı model tunik ve gömlek elbiseleri isterseniz belinize takacağınız ince kemerlerle tamamlayabilirsiniz.
Hasır görünümlü kemer, hasır çanta ve espadril kombini ile alın size çat kapı şık bir görünüm!






Tüm görseller ve ürünler
Trendyol - Ola

17 Ekim 2018 Çarşamba

Moda: Balık Abiyeler


"Hangi vücut tipiyle hangi abiye giyilir?" sorusu ezelden beridir sorulur, söylenir.


Basenli olanların balık model elbiselerden imtina ile kaçınması gerektiğini belirtmeden geçemeyeceğim.



Yanlara doğru geniş baseni olan kişilerin aynı oranda geniş omuzları varsa belleri ince görüneceğinden tercih edebilirler.



Öte yandan geniş basenli değil de yukarı doğru kalkık kalçası olanlar rahatlıkla tercih edebilirler.



Özellikle belirtilmesi gereken nokta balık model elbiseler tüm kusurları olduğu gibi ortaya serdiğinden dolayı göbeği olanların tercih etmemesi gerektiğidir.
Neyiniz var neyiniz yok olduğu gibi gözler önüne sereceksiniz balık elbise giydiğinizde.


Pek tabii ki iz yapmayan çamaşır giymeniz gerekmekte. Ve ne kadar orantılı bir fiziğiniz olursa olsun içinize
-elbisenin düzgün ve iz yapmayan bir biçimde görünmesi için-
korse giymenizde fayda var.
(Uygun fiyatlı korselere Penti'den ulaşabilirsiniz)


Beli ince olup kalça ve omuz genişliği birbirine denk olanlara en yakışan model hiç kuşkusuz ki balık modeller olacaktır.



Tam balık olan modelleri uzun boyluların tercih etmesini öneririm.



Minyon hatlılar yarı-balık olanları daha tercih edebilirler. Öte yandan elbisenin uç kısmındaki "tam balık formunun" boyu kesme özelliği bulunmakta.


























  
Size sezonun en şık Trendyol Milla balık abiye modellerini sunuyorum.





Keyifli alışverişler!

6 Ağustos 2017 Pazar

Psikoloji: Depresyon Günlükleri

İki yıl öncesine kadar gayet zayıf bir kadındım ben. Zayıf ve mutsuz. Özsaygısını yitirmiş, fazlasıyla incinmiş, hayattan bir beklentisi olmayan (kalmayan) bir kadın. Üstelik henüz 25 yaşındayken! Henüz mesleğimle kendimi yoğurmamış, henüz kendi derdime çare olamıyorken… 

Sonuçta psikologların da “önce insan” olduğu unutulmamalı; sanki doğaüstü varlıklarmışız gibi bizden beklentisi aşırı yüksek insanları hiç anlamıyorum zira.

Büyük bir bunalımın içerisine adım adım giriyordum. Sanki bir bataklık beni içine çekiyordu ben farkına varmadan. Hoş, ben bunalım sürecinden bahsediyorum şu an ama o düpedüz depresyondu. İçsel sebeplerden değil, aşağılanmış, örselenmiş, psikolojik manipülasyonlara maruz kalmış olmanın neticesini yaşıyordum kendi iç dünyamda. Gerçekten berbat hissediyordum kendimi.

Depresyon dendiğinde hayattan hiç zevk alamama, yeme-içmeden kesilme, uyuyamama gibi belirtiler geliyor ya hani akla ilk olarak. İşte bu belirtiler aslında “tipik depresyon” belirtileri. Bir de bunun “atipik depresyon” boyutu var ki, aşırı yemek yeme, aşırı uyuma ama yemeye de uykuya da doymama halini içinde barındırıyor. Yani psikolojik açlığı diğer fizyolojik ihtiyaçlarını aşırı doyurarak karşılamaya çalışma bozukluğu. Benim durumum tam olarak buydu. Bu duygusal çöküntüden kurtulmanın yolunun ise bu duygusal manipülasyonlara kendimi daha fazla maruz bırakıp kendimi hissizleştirmek olduğunu sanıyordum. Denedim de bunu. Sonunda duygusuz, her şeyi değersiz bir obje gibi görmeye başlayan bir robota dönüştüm. Mutlu muydum? Hayır. Eğer ki antidepresan tedavisine başlamasaydım 2 yıl önceki travmalarım uykumda benim kendi üzerime çullanıp da kendimi yastıkla boğmama bile sebep olabilirdi. Enteresan değil mi? Kendime zarar verirsem bu durumdan kurtulabileceğimi düşünüyordum. Üstelik artık iyice hissizleşmiştim. Sürekli yiyordum. Sürekli uyuyordum. Ne yemeye ne de uykuya doyuyordum. Hislerimi kaybettiğim gibi doyum algımı da yitirmiştim. Farkındalığım sadece içsel huzuruma çalışıyordu. İnsanları kullanmaya başlamıştım. Kendimi çok sevdiğimi söyleyip gittikçe kendimden soğuyordum. Beden algım bozulmaya başlamıştı. Sürekli kilo alıyordum. Kilo takıntısı olan bir annem ve babam olduğundan onlarla geçirdiğim zamanı da en aza indirmiştim. Yemeye devam ediyordum. Aldığım kilolar sinirimi bozdukça daha da yiyordum. Tüm nefretimi, öfkemi yediklerimden ve dolayısıyla kendimden çıkarırcasına… Boyuna yiyordum. Sürekli para harcıyordum. Sürekli kıyafet alıyordum. Gün aşırı. Yetmiyordu. Hiçbir şey bana haz vermiyordu. Kredi kartı limitlerimi zorluyordum. Ben harcadıkça banka, kredi kartı limitimi artırıyordu. Yemek yiyordum sürekli. Kilo aldıkça yeni kıyafet alıyordum. Borç içinde yüzdükçe daha da mutsuz oluyordum. Birden tartıya çıktığımda hayatımda hiç görmediğim bir sayı gördüm. “Hayır, ben kendimi böyle istemiyorum” dedim. Fakat durduramıyordum kendimi.

Kasım ayında başladığım antidepresan benim ruh durumumun benlik saygısı kısmını düzeltmiş ve vücudumu serotonin ile doldurmuştu, 27 yaş sendromuyla birlikte intihara olan meylim ortadan kalkmış gibiydi fakat bir eksik vardı. Beni kendime getiren bir şey olmalıydı. Ve o mucize gerçekleşti. Artık yenilenme zamanım gelmişti. Düştüğüm yerden kalkacak gücü kendimde buluyordum...





*********Devamı Gelecek*********

28 Temmuz 2017 Cuma

Giyim Psikolojisi

Kıyafetler, insanı rezil de eder vezir de.
Vücut hatlarınıza uygun giyinmek ayrıdır, tarzınızı oluşturup o doğrultuda giyinmek ayrı. Ama en önemlisi zevk sahibi olmak.
Zevk sahibi değilseniz istediğiniz markadan dünyalar kadar para döküp kıyafet alın, yine de bir şey ifade etmez. Çünkü onu taşıyabilmektir marifet. Yerine uygun giyinmek ise bu durumun olmazsa olmazıdır. Sonuçta abiye bir kıyafetle spora gidemeyeceğiniz gibi askeri üniforma ile de plazada iş toplantısına gidemezsiniz. Yani gidersiniz de gülünç duruma düşersiniz işte. Bu sebeple giyim psikolojisi diye bir kavramın olması gerektiğini düşünüyorum.
İçinde kendinizi rahat hissetmediğiniz veya beğenmediğiniz halde zorunluluktan giydiğiniz bir kıyafet ile sokağa çıktığınızda kendinizi tedirgin hissediyor oluşunuz bunun bir kanıtıdır aslında. Tamam, giyime harcayacak belli bir bütçeniz yok diyelim; o zaman bütçenize uygun butikler var, pasajlar var. En olmadı semt pazarları var. Bazen gerçekten çok hoş parçalar karşımıza çıkabiliyor semt pazarlarından. Üstelik her yaşa her beden ölçüsüne her giyim tarzına uygun geniş seçeneklerle karşılaşabilirsiniz oralarda.
Alışveriş yapmak bir hobi olmadığı gibi “kendinizce” güzel giyinmek de bir zorunluluk değildir. Benim bahsettiklerim hayata dair küçük dokunuşlar sadece. Önce kendinizi önemsemeli ve ciddiye almalısınız ki hayat görüşünüz, kişisel birikiminiz ve ilgi alanlarınız paralelinde bir görünüme sahip olasınız.
Stilinize güvenmiyorsanız bu konuda profesyonel hizmet veren kişilerden destek alabileceğiniz gibi günümüzde artık herkes (Bu Tarz Benim, İşte Benim Stilim, Gardrop Savaşları vb. tv programları sağ olsun!) moda konusunda az-çok yetkili olduğundan mağaza personellerinden veya moda bloggerlarından da yorum isteyebilirsiniz.
Önemli olan, önce kendinizi sevin ve beğenin sonra da bunu kendinize kanıtlayın!
Bol bol kitap okuyun, gezin, fotoğraf çekin, eğitimlere katılın ama katılmış olmak için değil; kendinize bir şeyler katmış olmak için yapın bunları.



28 Haziran 2013 Cuma

Tatil: Çeşme’de Hayat Var!



Tatil denildiğinde akla ilk gelen yerlerden biridir Çeşme. Çeşme’de dinlence de var eğlence de. İncecik kumları, bakmaya doyulmaz mavilikleri, çeşit çeşit otları, zeytinyağı ve Ege mutfağının türlü zeytinyağlı yemekleri, taşlarla örülü Rum evleri, her biri Ege mimarisiyle kuşanmış 16 çeşmenin serinliği... Burada ister berrak sularda kaybolun, ister güneşin sıcağına kapılın ya da isterseniz rüzgara karşı sörfle koşun; ama mutlaka Çeşme sokaklarına bırakın kendinizi. Sokaklardan sıyrılıp kıyıya doğru ilerlemek istediğinizdeyse sizi bırakmayan bir yer var. Taş döşeli sokağın iki yanına dizilmiş cezbedici dükkanlarla bezeli çarşı. Rengarenk dükkanlara karışıp kendinize ve sevdiklerinize Çeşme hatırası seçme zamanı...
 
 
Çeşme’nin şifasını kapıp güzelliklerini seyredalmak, Alaçatı’yı görmeyince eksik kalır. Sıra sıra taş evleri, bir daralıp bir genişleyen sokakları, şirin Arnavut kaldırımları, kiliseleri ve güleryüzlü insanlarıyla Alaçatı’ya bir selam verin. Ayrıca, beldenin güneyinde yan yana sıralanmış koylarla yatçılar için adeta bir cennet olan Alaçatı iskelesi, 80 tekneye barınma imkanı sağlıyor. Alaçatı, Türkiye’nin en gözde sörf cenneti. Rüzgarla uyumu simgeleyen bu spora başlamak isterseniz bölgede pek çok sörf okulu mevcut. Çağla Kubat da Alaçatı’daki sörf müdavimlerinden.
  

Yazın rahat kıyafetler içinde olmak isteriz ama Çeşme’de rahat olduğu kadar da çekici ve kaliteli bir görünüm şart. Takıp takıştırmak serbest ama zevkli olmak şartıyla! Yemek için fazla zaman ayırmak istemeyenlere de İzmir’in sembolü meşhur ızgara sandviç, “KUMRU” şiddetle tavsiye edilir. Dünyada sakız ağacının ilk kez bulunduğu yer olan Çeşme’de olup da sakızlı dondurma, Türk kahvesi veya rakıyı da denemeden dönmeyin.
 
Çeşme, birbirinden güzel koyları ve beachleriyle de yazın en popüler yerleşimlerinden biri. Sadece deniz ve güneş değil; eğlence, müzik ve yemekler de dahil bu beachleri özel kılıyor. Özellikle Çeşme merkezine 1 km uzaklıkta bulunan Aya Yorgi Koyu’ndaki beach clubları mutlaka ziyaret edin. Boyalık Koyu’ndaki 7800 Çeşme, happy hour partileriyle eğlencenin daha keyifli olmasını sağlıyor, tavsiye ederim.
**

3 Mart 2013 Pazar

Moda: İnci Rüzgarı



Merhaba değerli modaseverler;


Günümüzde halen kadınların gardırobunda dar siyah bir elbisenin, makyaj çantasında siyah göz kaleminin ve takılarının arasında inci bir kolyenin mutlaka bulunmasının mimarı Audrey Hepburn’dür. Çünkü artık herkes asil görünmenin doğuştan olmak zorunda olmadığının farkında. 

Yılların eskitemediği bir stil ikonudur Audrey Hepburn. 60 yıldır zirvedeki isim değişmedi. O, tam anlamıyla bir zarafet sembolü.

Modada 50li yıllara dönüşün başladığı bugünlerde yükselen trend inci takılar, olabildiğince gösterişli aksesuarlar ve siyah & beyaz kıyafetler.









Bu trendle ilgili olarak Milano, New York ve Paris sokaklarındaki stil manzaralarını sizinle paylaştım.

Ve gelelim incilere...




Öncelikle önümüzdeki sezon en çok karşılaşacağımız aksesuarın “inci” olduğunu söylemekte yarar var.

 

Geçen sezon heavy metalin günümüze uyarlamasını zımbalar ile yapmışken, bu sezon zımbaların yerini 50’li yılların sembolü olan inciler alıyor. 
 

İnci kolyeler, küpeler, bileklikler, tokalar ve taşlı yüzükler sezonun öne çıkan parçaları olmakla birlikte büyük saç aksesuarları da özel davetlerin ve düğünlerin vazgeçilmez parçaları arasında başı çekecek.
Günümüz düğün organizasyonlarında dikkatinizi çektiği üzere saça takılan süslü taç, şapka ve diğer gösterişli aksesuarlar günümüzün en popüler gelin aksesuarları. Bu aksesuarların çeşitlerini www.wicked.com.tr adresinden bulabilirsiniz. Eski ve yeninin zarif birleşiminden oluşan bu aksesuarların en önemli özelliği tamamen kişiye özel olarak tasarlanıyor olması. Yani buradan kendi kişiliğinize göre saç aksesuarları alma imkanına sahip oluyorsunuz.

Hangisi sizin kişiliğinizi daha çok yansıtıyor?? 


Bunlar 

http://wickedbyipek.blogspot.com ‘da yer alan İpek Yaylacıoğlu tasarımlarından benim en beğendiklerim.


 Birbirinden farklı aksesuar ve şapka çeşitleri bu adreste sizi bekliyor.

Ben, sezonun öne çıkan parçalarını buradan sizinle paylaşmak istedim.

Herkese mutlu alışverişler !