müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müzik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ekim 2015 Salı

Istanbul Kahve Festivali


O önemli festivale sayılı günler kaldı!
Bu sene İstanbul Kahve Festivali 22-25 Ekim 2015 tarihleri arasında tarihi Haydarpaşa Tren Garı'nda yapılacak!

Kahve kokusu eşliğinde o tarihi dokunun keyfini çıkarmak isteyen herkes tükenmeden Biletix'ten biletlerini aldı.

 Burada müzik eşliğinde birbirinden lezzetli kahvelerin tadına bakabilir,  birbirinden yetenekli baristalarla kahve yapmanın inceliklerini tartışabilir ve/veya kahve atölyelerine katılarak kendi kahvenizi yapma deneyimine erişebilirsiniz.

Açıkçası bir kahve aşığı olarak bu festivali sabırsızlıkla bekliyorum. Perşembe günkü açılışta "Blogger" olarak orada olacağım. Davetteki tüm izlenimlerimi ve etkinlik görüşlerimi de tekrar burada paylaşacağım.

Istanbul'daki tüm kahve-severlerle 22 Ekim Perşembe günü Haydarpaşa Garı'nda görüşmek üzere!


9 Aralık 2014 Salı

90larda Aşk Başkadır!

Ben yanlış zamanda dünyaya gelmiş olabilir miyim acaba? 90ları yeniden yaşamak istiyorum. Çocukluğum 90larda geçti ama ben 20li yaşlarımı 90larda yaşamak isterdim… Ah bu 90ların şarkıları yok mu… Beni benden alır, öyle yerlere götürür bırakır ki geri gelemem, gelmek de istemem.

Aslında tam bir 90lar prensesiyim. Sene 1993, ekranlarda Çelik, şarkısını söylüyor “Ateşteyim”. Kıpır kıpır. Sözleri saçma bile olsa beni eline geçirmiş olmalı ki “Çelik benim aşkım” diyerekten o yaşta onun posterini bulup odamın duvarına çerçeveletmiş biriyim ben! Ah o şarkılar benim içime işlemiş sanırım gayet maymun iştahlı, şıpsevdi ruhlu birine yakışan sözleri var şarkının! 1995 yılında babamın onu hiç sevmediği halde benim için acayip kalabalık bir yerde beni omzuna alıp da sırada beklemek suretiyle Çelik’in imza gününe gittiğimiz de olmuştur. Çelik’le birlikte fotoğrafımız bile var! İstediğimi elde edemediğim nerede görülmüş ki benim? Hiç.

1993-1994 yılları arasında babamın yardımlarıyla evde kaset doldurduğum doğrudur! Evet, şarkı söylemeyi seviyordum ama ne yapalım… İlk söylediğim şarkı ise Kenan Doğulu’nun “Yaparım Bilirsin” şarkısıdır. Hani “Engel mi mesafeler aşk yoluna meşk yoluna…” diye başlayan. O zamanlardan bu zamanlara gönderme yaparcasına… Ama ne diyordu şarkıda “Yakarım Roma’yı da yakarım, olurum yine senin olurum” azimli şarkılar seviyormuşum o zamanlarda da, beni iyi ifade ediyormuş sözleri; 90larda yazılmış olan tüm şarkıların sözlerinin saçmalığına gönderme yaparcasına.

1995’te Ege’nin şarkılarını dinler dururdum, çok severdim şarkılarını ama kendisini pek beğenmezdim. Şimdi tekrar dinledim o şarkıları yine aynı şekilde etkiledi beni. Adamın sesi güzelmiş ama tipi de fena değilmiş hani gayet yakışıklı bir adammış. Bu aralar Ege’nin “Sevildiğini Bil Yeter” şarkısına sarmış durumdayım, o zamanlar hiç dikkatimi çekmemiş bir şarkıydı bu. Zaman içerisinde zevklerim de değişmiş bayağı anlaşılan. O zamanlar Ege’nin “Yaz Aşkım” şarkısını dinleyip duygulanırdım hep yarım kalan bir aşktan bahsedildiği için. E bir de o yaşlardayken bile yaz aşkım olmuştu benim (laf aramızda, o gelirdi aklıma!). Zaten ben en çok yaz aşklarını sevmişimdir. Çocuktuk o zamanlar tabi ama yıllar sonra yeniden tanıştım kendisiyle, hatırlamadı beni; zaten çocukken de platonik bir aşktı bendeki (5 yaşındayken ne aşkı ya Allah aşkına!). Kendisine hayatta başarılar dilerim…

Sene 1996, ekranda Kerim Tekin; şarkısı “Cici Baba”… İlk görüşte aşk! Tarifi yok. Öyle büyük bir aşk ki bu; bir gün evde ateşler içerisinde hasta yatıyorum ve hasta ziyaretine gelen büyük teyzem bana Kerim Tekin’in kasedini getiriyor. Kasedi görür görmez elinden alıp walkman’ime takıp dinliyorum, ne ateş kalıyor ne hastalık. Kerim Tekin’imin sesi beni iyileştiriyor… Mekânı cennet olsun. Onu hiç unutmadım, unutamam. Karbeyazdır ölüm, bilirim sevdiğim; sen çok sevdin oraları ve gittin erkenden cennete “Yaz Aşkım” filminde canlandırdığın gibi. 28 Haziran 1998’dir onu kaybettiğimiz gün. Buradan da hatırlatma yapayım.

1997 yılında Ali Güven vurgunu yaşadım ben! O yeşil gözleri ve büyük halka küpeleriyle kalbimi çalmıştı. Hele hele bir keresinde Huysuz Virjin’in programına katılmıştı da Huysuz’un yaptıkları karşısında sus pus oturmuştu, çok üzülmüştüm! Annem dalga geçmişti “bu eziği mi beğendin sen?” diye. (ezik değil o tamam mı?) “Yolcu” ve “Yadigâr” şarkılarını çok severim Ali Güven’in, onun dışında bu aşk uzun ömürlü olmadı…


Bu yazımı 90lara ayırdığım için 2000li sevdalarımdan bahsetmedim görüldüğü üzere… Başkalarında olduğu gibi Tarkan, Kenan Doğulu, Burak Kut gibi klişe isimlerin aşkı olmadı bende, hep kendi tarzımı buldum.  Bir de ben ne zaman kendimi mutsuz hissetsem, havalar soğusa, kış gelse çareyi 90larda buluyorum. Minik Serçe'miz Sezen Aksu, Harun Kolçak ve Bendeniz düetleri, Aşkın Nur Yengi’ler, Taner'in tüm şarkıları, Onur Mete, Gülşen’in “Gel Çarem” halleri benim acımı hafifletir, hem de bana ilham verir. 29 Aralık 1989’dan 1 Ocak 1990 doğumlu olaraktan tam bir 90lar kızıyım anlayacağınız!

**

7 Nisan 2013 Pazar

Şarkılarla Yaşıyorum


   Dinlediğimiz ve sevdiğimiz şarkılar bazı psikologlar tarafından bilinçaltımızdaki çocukluk anılarımızın birer dışa vurumu olarak yorumlanıyor.
 İyi ama ben bunca şarkıyla böyle delicesine bir bağ kurarken bunların nasıl çocukluğuma dayandığı konusunda biraz afallıyorum. Düşünsenize çocukluğumda nasıl bir travma geçirdiysem sinirli anlarımda son ses Iron Maiden veya Led Zeplin dinlediğimde sakinleştiğimi hissediyorum. Bence dinleyerek sözde bir “bağ” kurduğumuz bu şarkıların çocuklukla hiçbir alakası olamaz. Sadece değişen ruh durumumuzu yansıttığına inandığımız şarkılar olabilir. Dinleyince mutlu olduğumuz, bizi sakinleştiren, sesini beğendiğimiz için sevdiğimiz veya müzik evrenseldir diyerek sadece melodisi hoşumuza gittiği için dinlediğimiz şarkılar vardır.

   Nedir sizce mutluluk? O kadar geniş kapsamlıdır ki mutluluk olgusu; kimimiz için hiç çalışmadığı bir sınavın ertelenmesi en büyük mutlulukken, bir başkası için aylar öncesinde beğendiği elbisenin indirim zamanında sadece bir tane 38 bedeninin kalmış olması o kişiyi mutlu etmeye yetebilir. Benim için mutluluk, büyük bir boşvermişlikle radyo kanallarını dolaşırken en sevdiğim şarkının karşıma çıkmasıdır. Demek ki mutluluk “ansızın” ortaya çıktığında avucuna alıyor bizi. Şimdi diyeceksiniz ki “madem o kadar seviyorsun o şarkıyı o zaman iphone’una veya ipod’una yükle de ordan dinle.” Neyse reklam bir yana, ben elimin altında olanla pek ilgilenmem o yüzden sevdiğim şeyleri sürekli yakınımda tutmuyorum ki ondan çabuk sıkılmayayım. En sevdiği şarkıyı üst üste 10 kez dinleyen bir insan çabucak o şarkıyı tüketmiş olur ve bir anda hevesi geçerek bıkkınlık hissine ulaşır.

   Bu aralar beni en çok mutlu eden şarkılar Gökhan Türkmen’e ait, resmen huzur buluyorum sesinde. Genel olarak Rock müziğe gönül vermiş biri olmama rağmen hayatımın en büyük istisnalarından biridir Gökhan Türkmen. Öte yandan Gökhan Türkmen sıradan bir pop sanatçısı değil, onun sahnesini görenler daha da iyi bilirler ki Pop'tan Rock'a, Rock'tan Alaturka'ya her tür şarkıyı söyleyebilen ve repertuvarı oldukça geniş olan çok özel bir adamdır. Onun sesini duyduğumda garip bir mutluluk kaplıyor içimi ve hoş bir tebessümle dolaşmaya başlıyorum sokaklarda. Belki herkeste aynı etkiyi yaratmıyordur ama benim için özel bir yeri var artık Gökhan Türkmen’in. Hatta “artık” demek ona haksızlık olur, çünkü uzun zamandır, dinlediğim ilk andan itibaren seviyorum şarkılarını da kendisini de. Benim için müziğin "büyük insanı" Gökhan Türkmen'dir. “Tanrı’m alma canımı teniyle bir gün buluşmadan” derken Gökhan Türkmen’in sesinden o duyguyu alıyorum, şarkıyı resmen yaşıyor ve yaşatıyor. “Aşk lazım” tam bir yaz şarkısı; bahar geldi, içimiz cıvıl cıvıl. Havaların ısınmasıyla hormonlarımız harekete geçiyor ve aşık olmaya hazır hale geliyoruz. Bu sebeple “aşk lazım!” demenin şimdi tam sırası.

Gerçekten de "yeter demek yetmez ki bazen" ve yetmiyor da zaten. Her biri kısa metraj film olan Gökhan Türkmen kliplerini bıkmadan usanmadan günün her anında izleyebilirim. Buradan Gökhan Türkmen’e sesleniyorum “ beni kendine aşık, kendini de bu aşka tanık ettin”..
   Şarkılar insanın halinden anlayan, doğru yerde doğru sözcükleri kullanan bir arkadaştır aslında. Boşuna dememiş eskiler “şarkılar seni söyler .”
**