16 Eylül 2020 Çarşamba

Uzm. Kln. Psk. Sezin Çelikkanat Mısırlı - İşkolik Programı

 Business Channel Türk'te

Uzman Klinik Psikolog ve Psikoterapist Sezin Çelikkanat Mısırlı'nın konuk olduğu 

  • Psikologların meslek hayatında lisans eğitiminin önemi
  • Yüksek lisansın anlamı ve 
  • Psikoterapist olma süreci ile 
  • Pandeminin psikolojik etkilerini konuştuğumuz 

Sema Baysal'ın moderatörlüğünü yaptığı İşkolik adlı program 


Videoya erişim sağlayamayanlar için link: youtu.be/IZF5Am0ypx0

***

-Psikoterapist kime denir, nasıl terapist olunur?
-Bir söz var “gerçek hastalar psikoloğa gitmez, gerçek hastaların hasta ettiği kişiler gider” diye. Siz bu yoruma katılıyor musunuz?
-İyi bir çift ilişkisinde olmazsa olmazlar nelerdir?
-Yaşadıkları ilişkiyle ilgili sıkıntıları olan çiftler genellikle görüşmelere birlikte mi geliyorlar yoksa bireysel görüşmeyi mi tercih ediyorlar?
-Evlilikte ne zaman terapiste gitmek gerekir?
-Bitme noktasına gelmiş bir ilişkide eşlerin terapiye başlaması ilişkiyi kurtarabilir mi?
-Pandemi sürecinin aile yaşantılarına etkisi nasıl oldu?
-Pandemiyle birlikte insan ilişkilerinde düşünsel duygusal ve davranışsal ne gibi değişiklikler oldu?
-Yaş gruplarına göre pandeminin etkileri çeşitlilik gösterdi diyebilir miyiz?
-Kaygı mı takıntıları etkiliyor yoksa takıntılarımız mı kaygımızı tetikliyor?
-Yeni normal olarak adlandırdığımız bu dönemde ağırlıklı olarak online mı yoksa yüz yüze terapiye mi talep oluyor?

***

Sorularınız, önerileriniz ve danışmak istediğiniz konularla ilgili olarak sezin.celikkanat@gmail.com adresine e-posta gönderebilirsiniz.


***

27 Ağustos 2020 Perşembe

Mentörlük

 Mentörlük, belirli bir deneyim, bilgi birikimi, beceri veya uzmanlığa sahip bir kişinin, bir başkasının kişisel veya mesleki anlamda gelişimini ele alınan konularla bağlantılı tavsiyeler vererek, yol göstererek ve bilgilendirerek katkıda bulunmasıdır.

Mentörlük bugün ve geleceğe odaklı bir süreçtir. 

Mentör ile mentee arasındaki ilişki, karşılıklı dayanışma ve etkileşime dayanmakta ve bu yönüyle her iki tarafa da fayda sağlamaktadır. Mentörlerin deneyimlerinden yararlanırken daha az hata yapmayı öğrenen menteeler, ne yapmak istediklerine kısa sürede karar verme, kendilerine daha gerçekçi hedefler koyabilme ve isteklerine göre kariyer planlama becerilerini kazanmaktadırlar. Mentörlük çalışmaları menteelere bir nevi yol göstericilik yapmaktadır. Öte yandan menteelere destek verirken iletişim becerilerini geliştiren mentörler de sahip oldukları bilgileri pekiştirme olanağına erişmektedirler.

Koçluk daha çok kişilerin tavır ve tutumları ile ilgilenmektedir. Belirlenen hedeflere ulaşmada doğru adımı, doğru zamanda atmak önemli bir faktördür. Koçlar çalışanları gözlemleyerek neyi nasıl yapmaları gerektiği hususunda danışmanlık yapmakta ve doğru adımın doğru zamanda atılmasını sağlamaktadırlar.

Mentörlük ise kişilerin potansiyellerini ortaya çıkarmayı ve geliştirmeyi hedeflemektedir. Çalışan potansiyeli; doğru donanım, eğitim, motivasyon ve danışmanlık verildiği taktirde kişinin ulaşabileceği en üst düzey kapasite olarak tanımlanabilir. Bu noktada kapasitenin iş odaklı kalmayarak daha geniş bir perspektifte ortaya çıkarılması kişinin kendini entelektüel ve sanatsal becerilerde de geliştirmesi hedeflenmektedir.




Uzman Klinik Psikolog & Psikoterapist

U. Sezin Çelikkanat Mısırlı

İnternet Alışverişinde Bilinçlenmek

 Pandemi sürecinin gelip gitmemesiyle birlikte hayatımızda dijital yeni bir sayfa açıldı. Artık giyimden yiyeceklere, market alışverişlerinden kişisel bakım ürünlerine kadar her şeyi internetten satın alıyoruz. Bu noktada da güvenilir sayfalardan alışveriş yapmak önem kazanmış durumda. Ne yazık ki bu süreci kendilerince fırsata çevirmeye çalışan dolandırıcılar da mevcut. Bu nedenle de güvenilir sayfaları bulup oralardan alışveriş yapmak konusunda biraz daha bilinçlenmemiz gerekiyor.

Instagram’dan baktığımızda birçok butik sayfası olduğunu görüyoruz. Bunlardan hangisine güvenebileceğimizle ilgili olarak bir araştırma yapmadan körü körüne alışveriş yapmamamız gerekiyor. Yetersiz araştırma sonucunda bir yerlere paramızı kaptırmak istemediğimiz için sayfalar arası kaosun içinden çıkmalıyız.

Influencer ve bloggerların bir markaya ait ürünlerin reklamını yapması o ürünlerin amacına uygun bir ürün olduğunu, faydalı veya kaliteli olduğunu göstermez. Mümkün olduğunca gerçek kullanıcı ve tüketici yorumlarına ulaşmakta fayda var. Çünkü tanınmış simalar ürün reklamlarını belirli bir ücret karşılığında yapıyorlar. Öyle olunca da maddi kazanç elde ettikleri bir ürünü kötüleme ihtimalleri de ortadan kalkmış olduğundan tavsiyeleri gerçeklikten çok uzak olabiliyor.

Söz konusu Instagram olduğunda öncelikle alışveriş yapmayı düşündüğünüz ürünlerle ilgili fotoğrafların özgün mü yoksa oradan buradan toplama fotoğraflar mı olduğuna bakmalıyız. Takipçi sayısının fazla olması o sayfayı güvenilir yapmak için yetersizdir. Çeşitli sosyal medya ajanslarından veya korsan bazı yazılımcılardan para karşılığında takipçi, beğeni sayısı, yorum, izlenme sayısı gibi şeyler alınabiliyor. O yüzden artık bunlar tam bir güvenilirlik sağlamıyor. Paylaşımların altındaki yorumların niceliğine değil niteliğine dikkat edin ve ayrıntı belirten yorumları daha dikkate alın. Belirlenen sayfanın geçmişinin ne kadar eskiye dayandığına bakmak, gerçek bir iletişim numarası ve mail adresinin bulunması ve mümkünse internet sitesine sahip olması o Instagram sayfasının daha güvenilir olduğunu gösterir. Herhangi bir olumsuz durum yaşadığınızda geriye dönüp yetkiliye ulaşabiliyor olmak, bir tüketici olarak ürünle ilgili olarak cayma hakkınızı kullanabilmek ve tüketici haklarınızı savunabilmek için ardınızda ulaşabileceğiniz bir telefon numarası olması gerekmektedir.

Farklı internet sitelerinden alışveriş yaparken de ardında iletişim numaralarının olması, gerçek bir adresin bulunması en dikkat edilmesi gereken faktör olarak karşımıza çıkıyor. Belki biraz da internette arama motorlarında o sayfayla ilgili araştırma yapmak ve hakkında bilgi toplamak gerekiyor. Adını arama motoruna yazdığınızda karşınıza hiçbir bilgi çıkmayan sayfalardan, şikayeti bol olup hakkında fazla iyi yoruma rastlamadığınız yerlerden kaçarak uzaklaşın. Bu tarz yerlerden ilk kez sipariş verecekseniz eğer online ödeme yöntemini kullanmamanızı öneririm. Özellikle kapıda ödeme yöntemini seçmenizi ve ürünü teslim alırken paketi açıp doğruluğunu kontrol etmenizi tavsiye ederim. Böylelikle yanlış/eksik/kırık/bozuk/tarihi geçmiş ve/ya defolu bir ürün geldiğinde ürünü teslim almadan anında müdahale etmiş olursunuz.




U. Sezin Çelikkanat Mısırlı

Uzman Klinik Psikolog & Psikoterapist

20 Temmuz 2020 Pazartesi

Psikoloji: Öz Değer ve Benlik Bilinci


Herkesin zihninde kendine dair oluşmuş bir imge ve içselleştirdiği bir benlik algısı mevcuttur. Kendinize yönelik algınız, otomatik olarak bakış açınızı yönlendirir. Kendinizi nasıl görüyorsanız öyle davranıp karşınızdaki insanları da sizi bu yönde görmeleri konusunda ‘farkında olmadan’ ikna edersiniz. Kendiniz hakkındaki düşünceniz, sizin haricinizdeki kişilerin sizin hakkınızda neler hissettiğini etkiler.

İletişimin birçoğu bilinçdışından gerçekleştiğinden dolayı etrafınızdaki insanlar sürekli olarak sizin beden dilinize ve ses tonunuza bakarak gönderdiğiniz duygusal sinyalleri görüp bunlara karşılık verirler. O yüzden içsel olarak kendinizle ilgili hissettikleriniz çok önemlidir. İçsel düşünceleriniz direkt olarak sizin dış dünyanızı yansıtır.

Benlik algınızla ilgili olarak bir değersizlik söz konusu ise bu durum sizin özgüveninize yansıyacaktır. Düşük özgüven, sizin vücut diliniz ve beden dilinizle bütünleştiğinde çevrenize de aynı şekilde duygusal bir sinyal olarak yansıyacaktır. Kendinizi “yeterince hoş” bulmadığınız için sevgiyi ve sevilmeyi kendinizde hak görmüyor olabilirsiniz. Burada önemli olan şey, bu düşünce yapısından çıkmak için ne yapılması gerektiğiyle ilgili bir çözüm yolu bulmaktır. Kendinizi “yeterince hoş” bulmuyorsanız, kendinizi beğenebileceğiniz bir görünüme ulaşmak için yapabileceğiniz şeyler vardır. “Ben güzel/yakışıklı değilim” cümlesi, sizin arkasına sığınacağınız bir bahane olursa işin ucu öğrenilmiş çaresizliğe kadar gidecektir. Unutulmamalıdır ki güzellik görecelidir, önemli olan sizin güzellik/yakışıklılık kavramlarını nasıl anlamlandırdığınızdır. Kimsenin sizi sevmediğini düşünüyorsanız, aslında kendisini sevilmeye değer bulmayan siz olabilir misiniz?

Yaşadığınız olaylarla veya çevrenizdeki kişilerle olan iletişiminizde aklınıza gelen ilk düşünce, otomatik düşünce olarak adlandırılır. Düşünceler, duygularımızı etkiler ve duygularımız da davranışa dönüşür. Verdiğimiz tepkiler tamamen düşüncemizle doğru orantılıdır. Otomatik düşüncenin gerçeği yansıtıp yansıtmadığıyla ilgili olarak kanıt ve karşı kanıt tekniği kullanılabilir. “Akla gelen ilk düşünce her zaman doğru olan düşüncedir” diye bir genelleme söz konusu değildir. Bu düşüncenin doğru olup olmadığına kesin olarak karar verebilmek adına kanıtların takip edilmesi gerekmektedir. Otomatik düşünceyle ilgili kanıtlar yetersiz kaldığında, başka bir düşüncenin daha varlığından söz edilebilmektedir. İşte bu düşünce ise alternatif düşünce olarak adlandırılmaktadır. Otomatik düşünceyle ilgili kanıtlar yetersiz kaldığında veya alternatif düşünceler çoğunlukta olduğunda alternatif düşüncenin daha doğru olabileceği apaçık gözle görülür hale gelmektedir. Alternatif düşünceyi benimsemeyle birlikte duygular değişmekte ve davranışlar da yön değiştirmektedir.

Hayatta ilk deneyimler, aile yaşantısında edinilir. Dünyaya dair pek çok kavram, burada öğrenilir. Çocuğun bakımını üstlenen (caregiver) kişiyle arasında kurduğu bağ “güvenli bağlanma” ise, sağlıklı bir benlik bilincinin oluşmasına ve kişinin kendisini değerli, önemli hissetmesine yardımcı olur. Benlik bilinci, sizin çevre tarafından algılanma biçiminiz, ne olduğunuz ve ne olmanız gerektiğinizle ilgili düşüncelerdir. Benlik algısı ise benlik bilincini kendinize özgü değerlendirmenizdir. Olumsuz bir benlik algısı geliştirdiyseniz bu değersizlik hissinin tohumları siz dünyaya gözlerinizi açtıktan sonraki ilk çocukluk zamanlarında (0-2 yaş) atılır. Kendinize yönelik geliştirdiğiniz olumsuz duygular ve şemalar, içinde yetiştiğiniz aile yaşantısı ile pekişerek çocuklukta yaşadığınız olaylarla bilincinize yerleşir. Yaşantınız boyunca da bilincinize yerleşen bu düşünceler sizin bakış açınız haline gelir, karakterinizin bir parçası olarak ömür boyu size eşlik eder.

Kimsenin sizi sevmediğine dair düşünceleriniz olduğunda kendinizi üzgün, mutsuz ve kırgın hissedebilirsiniz. Bunlar sizin otomatik düşüncenize bağlı olarak ortaya çıkan duygularınızdır. Bu duygular sizi içinize kapanmaya veya çevrenizdeki kişilerin isteklerini ve tekliflerini geri çevirmeye itebilir. Böyle bir durum içinde olduğunuzda kimsenin sizi sevmediğine dair düşünceleri kanıtlayan davranış ve olaylara bakabilirsiniz. Gerçekten de bu düşüncenizi destekleyen bulgular var mı? Bunları objektif bir gözle değerlendirebiliyor musunuz, yoksa bakış açınız olumsuz düşüncelere odaklanmış durumda mı? Böyle bir durumda bakış açınız, kendinize karşı geliştirmiş olduğunuz değersizlik ve güvensizlik duyguları ile bağlantılı olarak gelişmiş olabilir. Öz değer ve özgüven terazinin iki ucu gibidir. Kendinize verdiğiniz değer arttıkça özgüveniniz zirve yapar.

Önce kendinizi değerli görmeye başlayarak değersizlik duygusundan uzaklaşabilirsiniz. Gerçekte kim olduğunuzu bulmak ve sizi nelerin tanımladığını keşfetmek için kendinize bir şans verin. Farklı olduğunuz yanlarınızın olması oldukça normaldir; sonuçta herkes kendine has özellikler taşımakta ve biriciktir. Önemli olan bu farklılıkların farkında olmak ve bunların sizi siz yapan özellikler olduğunun bilinciyle bir yaşam sürmektir.

Olumlu bir benlik algısı geliştirmek için; kendinizi tanımanız, farklılıklarınızın farkına varıp onların sizi siz yapan şeyler olduğunu idrak etmeniz ve kendinizi kabul etmeniz, kişisel olarak kendinize yetebiliyor olmanız, kişisel sınırlarınızın farkında olmanız ve çevreyle iş birliği içinde bir ilişki kurabilmeniz gerekmektedir. Olumlu bir benlik algısı geliştirdikten sonra aklınıza gelen ilk düşüncenin karamsar bir altyapıya sahip olmadığını göreceksiniz.




3 Nisan 2020 Cuma

Psikoloji: An'da Kalabilme Egzersizi

An’da kalabilmek için 5, 4, 3, 2, 1 taktiği:

  • Etrafınızda gördüğünüz 5 şeyin farkına varın. Bu, salonunuzdaki vazo ya da koltuğunuzdaki battaniye olabilir.
  • Etrafınızda dokunabileceğiniz 4 şeyin farkına varın. Bu, yastığınız, oturduğunuz sandalye ya da kitabınız olabilir.
  • Etrafınızda duyduğunuz 3 şeyin farkına varın. Bu, üst komşunuzun ayak sesleri, camı açtığınızda evinizin içine giren kuş cıvıltıları olabilir.
  • Etrafınızda koklayabileceğiniz 2 şeyin farkına varın. Bunlar parfümünüz ya da sabununuz olabilir.
  • Etrafınızda tadını alabileceğiniz 1 şeyin farkına varın. Örneğin evinizdeki bir meyveyi dikkatinizi sadece ona vererek tadın.
5 duyumuzu harekete geçirerek yapılan bu egzersiz ile an'da kalmak ve geleceğin belirsizliğinin yarattığı kaygı durumundan, geçmişe dair düşüncelere takılıp kalma durumu ve beraberinde getirdiği düşünce obsesyonu ile depresyondan uzaklaşabilmek mümkün olacaktır.
Tüm duyularınızla odağınızı şimdi'ye çevirdiğinizde bakış açınızı da gözden geçirebilmeniz biraz daha objektif bir çerçevede gerçekleşecektir.


U. Sezin Çelikkanat Mısırlı
Uzman Klinik Psikolog ve Psikoterapist
**

2 Nisan 2020 Perşembe

Psikoloji: Bakış Açısı

Kendinize olan kızgınlıklarınızı, geçmiş ilişkilerinizdeki halen öfke duyduğunuz, affedemediğiniz kişileri; tekrarlayan hatalarınızı veya deneyim olarak göremediğiniz kızgınlık dolu yanlışlarınızı düşünün...

  • Sırtınızda taşıdığınız bir öfke yükünüz var mı?
  • Kimi affedemiyorsunuz?
  • Kimin ismini hatırladığınızda ağzınızdan öfke dolu sözcükler dökülüyor?

İşte bunların hepsi sizin geçmişten geleceğe taşıdığınız içinizdeki yükler. Aslında “yük” olarak anlamlandırdığınız için olumsuz duyguları yüksek seviyelerde hissetmenize sebep olan “kazanımlar”. Bunları yük veya kazanım olarak adlandırmak tamamen bakış açısı ile alakalı.

  • Bu yükleri sizin için yük yapan şey nedir?
  • Yük olmasından kurtulmak için ne olması gerekir?

Bu soruların cevaplarını vermeden önce yüklerden kurtuluşun bir başka bireyle değil sizinle olacak şekilde düşünmeniz önemlidir. Olumsuz durumlardan çıkış biletini kendi içinizde bulursanız bir başka insana bağımlı olmayan ve kendi kendine yeten, affedebilen ve özgüven sahibi bir birey olarak yolunuza devam edebilirsiniz.

Tüm bu yaşadıklarınızın size neler öğrettiğine dair değerlendirmeniz, her bir durumu kendi içerisinde düşünerek süzgecinizden geçirdiğinizde elde ettiğiniz bulgular, sizi geçmişinizle yüzleşmeye, durumları kabullenmeye ve olanları affetmeye yönlendirecektir. Ancak bu şekilde kendinizle ve geçmişinizle barışarak bakış açınızı sağlıklı bir şekilde değiştirebilirsiniz.


U. Sezin Çelikkanat Mısırlı
Uzman Klinik Psikolog ve Psikoterapist
**

1 Nisan 2020 Çarşamba

Psikoloji: Ertele-me!


Zaman yönetimi yetersizliği, bir işi gerçekleştirebileceğine dair inançları, göreve dair hissettiği rahatsızlık, mükemmeliyetçilik, başarısız olma korkusu, gerçekdışı beklentiler, çalışma alışkanlıkları, reddedilme, terk edilme, beğenilmeme korkuları (belirsizliğe tahammül edememe) gibi nedenler ertelemeye neden olmaktadır.

Erteleme ile ​Başa Çıkma Yöntemleri:
  • ·         Harekete geçin! (bunun için kendinize slogan belirleyin: sadece yap, şimdi değilse ne zaman, istek eylemden sonra gelir gibi)
  • ·         Ertelediğiniz işleri önem sırasına koyarak listeleyin.
  • ·         Erteleme nedenlerinizi yazın ve bunları değerlendirin. Bunlar gerçekten engel mi oluşturuyor yoksa mazeret mi?
  • ·         Ertelemenin ikincil kazançlarını belirleyin.
  • ·         Ertelemenize neden olan kaygılarınızla baş etmek için olumsuz gerçek olmayan düşüncelerinizi değiştirmeye ve yerine gerçekçi olumlu düşünceler koymaya çalışın.
  • ·         Gerçekçi ve somut amaçlar belirleyin.
  • ·         Mükemmeliyetçi değil, ulaşılabilir ve gerçekçi hedefler belirleyin.
  • ·         Harekete geçmek için bir işaret olmasını beklemeyin. Gerekli isteğin ve motivasyonun varlığını kendiniz yaratın.




U. Sezin Çelikkanat Mısırlı
Uzman Klinik Psikolog ve Psikoterapist

**