31 Mart 2020 Salı

Psikoloji: Bağımlılıklardan Kurtulma Motivasyonu

Yaşadığımız izolasyon sürecinde sosyal medya, oyun, yeme, uyku, alkol ve sigara bağımlılıkları artabilir. Bunların önüne geçmek için değişikliklerin nerede yapılması gerektiğinin farkına varmak ve kasıtlı olarak onları çağıran etkinlikten zamanla uzaklaşmak gerekmektedir.

Bir eylem başlatmak için sürekli olarak aynı motivasyonel sorunlarla karşılaşılması ve sorunları değiştirmek için hiçbir şey yapmamaya devam edilmesi bağımlılığı tetikleyecektir.

  • Sizi yaptığınız eyleme iten sebepleri,
  • Hangi zamanlarda bu davranışın tetiklendiğini ve
  • Motivasyon kaynağınızı araştırmaya odaklandığınızda,
  • İçinde bulunduğunuz durumdan duyduğunuz hoşnutluk veya hoşnutsuzluğun farkına vardığınızda değişim için düşüncelerinizi eyleme dönüştürebilirsiniz.

Önemli olan içinde bulunduğunuz durumdan olan hoşnutsuzluğunuzun farkına vardığınızda bunun sizi eylemsizliğe itmesinin önüne geçmek ve bunu bir tetikleyici olarak kullanıp “ne yaparsam kendimi daha iyi hissederim?” mekanizmasını harekete geçirebilmektir.

  • Olumsuz durum veya davranışın yerine neyi koyacağınızı sizin kendi farkındalığınıza yoğunlaşmanızla ortaya çıkan ilgi alanınız belirleyecektir.


Sezin Çelikkanat Mısırlı
Uzman Klinik Psikolog ve Psikoterapist

29 Mart 2020 Pazar

Psikoloji: Duygusal Yeme Atakları

  • Evde zaman geçirdiğimiz bu dönemde ‘duygusal yemek ataklarımız’ olabiliyor. Psikolojik olarak yemek yeme eğilimiyle ilgili hassasiyet gösterilmesi gereken bazı noktalar bulunmaktadır.
  • Kendinize önceki yaşamınızdaki gibi bir rutin oluşturun. Rutin oluşturmak sizi belirsizlikten kurtarır ve güvende hissettirir. Bu da otomatik olarak iştahınızı dengelemenize yardımcı olur.
  • Uyku, metabolizma için çok önemlidir. Yeterli uyumazsanız vücudunuz enerjisiz kalır ve enerjiyi yiyeceklerden almak ister.
  • Yemek saatlerinizi belirleyin. Yemek saatleriniz belirli olursa sürekli atıştırma isteği, fazla yemelerin önüne geçersiniz.
  • Her gün en az 2 litre su içmeyi ihmal etmeyin. Su, iştah kontrolünüze de yardımcı olacaktır.
  • Antioksidan özelliği ile yeşil çay, beyaz çay ya da ıhlamur, ada çayı gibi bitki çayları metabolizmanıza da sağlığınıza da katkı sağlar ve iştahınızı baskılar. Tarçın sevenler özellikle tarçını kullanmaya çalışsın ki kan şekeri dengelensin.
  • Evde kendinizi geliştirecek, eğlenecek, oyalanacak aktiviteler bulmaya çalışın.
  • Sürekli yemek hesapları takip etmek, iştahınızı açıyor olabilir, öyleyse takibi bırakın. Sağlıklı tarifler bulup onları yapmayı deneyin.

U. Sezin Çelikkanat Mısırlı
Uzman Klinik Psikolog ve Psikoterapist
**


23 Mart 2020 Pazartesi

Psikoloji: 6 Şapkalı Düşünme Teknikleri


Kadıköy Belediyesi Rasimpaşa Gönüllü Evi'nde 6 Şapkalı Düşünme Tekniği ile düşüncelerimizi nasıl yapılandırabileceğimiz üzerinde konuştuk.



Renklerle 6 Şapkalı Düşünme Tekniği'ni birleştirdiğimiz eğlenceli etkinliğimizde düşünce yapılandırmasını bireysel örneklerle süsledik.




Güncel hayatımızdan verdiğimiz örnekler oldukça eğlenceli anlar yaşamamıza sebep oldu.
Değerli katılımcılarımızdan 4 haftalık Psikoloji Atölyelerimizi 6 şapkalı düşünme tekniği'ne  göre değerlendirmelerini istedik.




Bireysel hedefler belirleyerek sosyalleşme etkinliği ile birbirimize soru cevap yaparak empati geliştirme, iletişimde dikkat edilmesi gereken noktaların farkına varma ve farklı bakış açılarını görme konularında aydınlanmalar yaşadık.


Ayrıntılı bilgi için mail yoluyla iletişime geçebilirsiniz.
E-Posta: sezin.celikkanat@gmail.com


**

21 Mart 2020 Cumartesi

Psikoloji: Sınırlar


Sınırlar dendiğinde aklımıza gelenleri ele alarak soyuttan somuta örneklerle hayatımıza sınır çekmeyi tartıştık.


Sınırlandırmanın ne zaman, nerede, ne şekilde olması gerektiğini vurgulayarak "Kişisel sınırlarınız sizin özgürlük alanınızdır!" vurgusu yaptık.



İnteraktif bir şekilde yürüttüğümüz etkinliğimizde söz sırası değerli katılımcılarımıza geldiğinde birbirlerine söz sırası vererek ve söz alarak sınır çizerken öncelik sıralaması yapmanın önemini vurgulamış olduk.


Her adımını örneklerle ve sosyal etkileşimle birleştirdiğimiz seminerimizin atölye kısmında katılımcılarımıza dağıttığımız yönergelerle kişisel sınırlarına müdahalede ne kadar esnek olduklarının farkına varmalarını sağladık.


**

20 Mart 2020 Cuma

Psikoloji: Kişisel Sınırlarımızı Çizebilmek

 

Corona Virüs dalgası henüz yurdumuzu sarmamışken 12 Mart Perşembe günü Kadıköy Belediyesi’ne bağlı Fenerbahçe Gönüllü Evi’nde “Kişisel Sınırlarımızı Çizebilmek” konulu seminerimizi gerçekleştirdik.




Genelden özele sınırların neleri ifade ettiğini, kişisel sınırlarımızı ne şekilde
belirleyebileceğimizi anlattık.




Kişisel sınırlarımızın özgürlük alanımızı yarattığına dikkat çekip, sınırlarımızı korumanın yaşam kalitemizi nasıl yükselteceğini, özgürlük ve sınırlamanın dengesini nasıl sağlayabileceğimizi örneklerle paylaştık.




Salona sığamadığımız, bahçe bölümünün bile dolup taşmasına sebep olacak kadar yoğun bir katılım oldu. Bu kadar güzel, güneşli bir günde virüs konusundaki hassasiyete dikkat edip gerekli önlemleri alarak bizimle bir arada olan tüm değerli katılımcılarımıza teşekkür ederiz.




Ayrıca bizi güleryüzleri ve türlü güzel ikramlarıyla ağırlayan derneğin eski başkanı Ayten Çokdan'a ve derneğin şu anki başkan yardımcısı olan hanımefendiye misafirperverliklerinden dolayı çok teşekkür ederiz.




**

3 Şubat 2020 Pazartesi

Psikoloji: Stres


Sıkıntı yaratan olaylar karşısında bir tepki sürecidir. Bireyin kendisinden ve çevresinden kaynaklanan bedensel ve ruhsal gerilim, baskı, endişe, kısaca kişiye rahatsızlık veren bir durumdur.

Stresin Belirtileri
Stres 3 dönemli bir sorun olarak karşımıza çıkar;
1)Alarm Tepkisi: Bu dönem, insanın dış uyaranı stres olarak algıladığı durumdur.
2)Direnç Dönemi: Bu dönem stresle yüz yüze kalınan, araya başka stresler girmezse baş
edilebilecek dönemdir.
3)Tükenme Dönemi: Stresle etkili bir şekilde baş edemediğimizde ya da üstesinden gelemediğimiz stres kaynakları çoğaldığında vücudun adaptasyon kapasitesi zorlandığı dönemdir.
Stres altındayken beyin algıladığı tehlike karşısında “savaş ya da kaç” emri verir. Bu emrin yerine getirilmesi için, gerekli olan kas gerginliği artar. Ancak savaşmanın veya kaçmanın mümkün olmadığı durumlarda artan enerji ve kas gerginliği boşalamadığı için çeşitli fizyolojik belirtiler ortaya çıkar. Bunlardan en sık olanı baş ağrısıdır.

Temel Stres Faktörleri
-Sorumluluklar ve Yoğun İş Yükü
(sorumlulukların belirsizliği, iş yükünün fazla olması, sorumluluk harici iş yüklenmesi)
Bireyin sorumlulukları konusunda yeterli bilgisinin olmaması durumunda rol belirsizliği görülür. Eğer işin amaçları yeterince tanımlanmamışsa, bir diğer ifade ile birey ne yapacağını bilemiyorsa stres kaçınılmaz olacaktır
Bireyin üstlendiği iki veya daha fazla rolün aynı zamanda ortaya çıkması, bireyden zıt isteklerde bulunulması rol çatışmasına yol açabilir. Örnek olarak bir işçiden amiri üretimi hızlandırmasını isterken, çalışma arkadaşları üretimi yavaşlatmasını isterse kişi rol çatışması yaşayabilir.
Diğer insanların sorumluluğunu üstlenmek, kişilerde gerginlik yaratan bir stres kaynağıdır. Diğer insanların mesleki gelişiminin sorumluluğu bir kişiye yüklenmiş ise, ayrıca işin doğası çok fazla sorumluluk gerektiriyor, ancak yetkiler sınırlı ise, kişi kendini yoğun stres altında hissedebilir.

-Kişilerarası Çatışma:
İş yerinde üstleriyle geçimsizlik ve çalışanlar arasındaki olumsuz ilişkiler, kişiliklerin uyumsuzluğu, amirlerle, meslektaşlarla ya da memurlarla çatışma ya da tartışma, evde aile fertleriyle yaşanan tartışmalar, sosyal ilişkilerde arkadaşlarla veya iletişimde olunan diğer kişilerde yaşanan sıkıntılar en basit işlerde bile gerginlik yaratır. Çözümü en zor olan da bu sorundur.

-Kalabalık/Trafik:
Büyük şehirlerde yaşamanın yegâne problemlerinden birisidir bunlar. Bulunulan ortama adapte olmak, bakış açımızı değiştirmek gerekebilir. Kendi kontrol alanımızın dışındaki konulara kızmak, öfkelenmek, sinirlenmek, tepki göstermek bizi daha stresli, uyumsuz ve mutsuz yapar. Bu nedenle farklı bakış açılarına odaklanmak, alternatif düşünceler üretmek veya yaşanan bu kaçınılmaz sorunları olabildiğince yumuşatmak için yollar bulabiliriz. Trafik esnasında arabada sevdiğiniz şarkılardan oluşan bir albüm dinlemek, klasik müzik dinlemek, kulaklık yoluyla telefonla görüşmek gibi. Kalabalık içerisindeyken görmek istemediğiniz şeylere odaklandıkça onları görmeye başlarsınız bu nedenle odağınızı kendi içinize çevirin. Belki alternatif bir güzergâh belirleyip oradan istediğiniz yere gidebilirsiniz veya bir yerlerde çay/kahve molası verebilirsiniz. Sizin dışınızdaki kişilere sinirlenip somurtabilirsiniz elbet ama bu size bir şey kazandırmayacaktır. Kalabalıklar içerisinde de kendi hoşunuza gidebilecek şeyler bulabileceğinizden eminim.

-Sınırların Çok Katı veya Çok Gevşek Olması:
Kişisel hayatta kimseye hayır diyememek, sınırlarımızı çizememek ve bu nedenle hayatımıza sıkça müdahale edilebilmesi, kendi isteklerimizi gözardı etmek.

-Fiziki Mekan ve Çevre Şartları:
Çalışma, eğitim alanı veya evde en fazla zaman geçirilen yer (oda), masa, koltuk, sandalye vs gibi materyaller ve bulunulan ortamın hava koşulları, aydınlatması, sıcaklığı, gürültü veya sessizliği rahatlık ve güven sağlamalıdır. Konfor alanında kişinin kendisini iyi hissetmesi hem fizyolojik hem psikolojik durumu etkilemektedir.

-Yüksek Beklentiler:
Kişinin iş yaşamında belli bir hedefe ulaşmak, kariyer basamaklarında yükselerek bunun
karşılığında daha fazla güç, saygınlık ve para elde etmek, kariyer gelişimini sağlamak yönündeki istek ve ihtiyacının örgüt tarafından karşılanamaması ve çeşitli şekillerde engellenmesi çalışanda strese yol açacaktır. Bireyin kariyerinde doyumu ve etkinliği iş stresini kontrol altında tutmasına bağlıdır.

-Mobbing:
Duygusal saldırı, ayrımcılık ve zorbalık olarak da tanımlanan mobbing, fiziksel şiddetten çok psikolojik baskı ve yıldırma politikası ile işyerindeki herhangi bir çalışana uygulanan ısrarlı ve bilinçli bir davranış olarak tanımlanmaktadır. Mobbinge uğrayan kişilerin %40’ının depresyona girdiği, travma sonrası stres bozukluğu yaşadığı gözlemlenmiştir.

-İşe geç gitme / İşten erken çıkma/Devamsızlık:
İşe, eğitime vb yerlere geç gitme, buralardan erken çıkma veya hiç gitmeme (devam etmeme) durumları hem kişinin adaptasyonuna yönelik bir stres faktörü olurken hem de bu ortamdaki kişilerin stres faktörünü artırmaktadır.
-Psikoloji randevusu alan danışanın seansa gelmemesi veya devam eden bir seansın danışan tarafından birden sonlandırılması
-Çok isteklerle katıldığınız eğitim veya atölyeye devam etmediğiniz oldu mu? Neden?

-Çatışma:
Çatışma, bireysel ve örgütsel olarak iki boyutta ele alınabilir. Bireysel anlamda çatışma, bir
insanın hedeflerine ulaşmasını engelleyen davranış biçimleri olarak tanımlanabilir. Birey bu
engellemeler sonucu gerginlik ve uyumsuzluk sorunları yaşayabilecektir.
Özellikle çatışma halinin uzun sürmesi birey üzerinde stres yaratabilecek ve organizma bünyesinde çeşitli sorunlara (kalp rahatsızlığı, ülser gibi) neden olabilecektir.

-Zaman Baskısı
-Hata Yapma Korkusu/Yanlış Anlaşılma Korkusu
-Güvenliğin Az Olması



Uzman Klinik Psikolog ve Psikoterapist U. Sezin Çelikkanat Mısırlı


**

20 Ocak 2020 Pazartesi

Psikoloji: Mobbing ile Başa Çıkabilmek


MOBBİNG NEDENLERİ

Mobbing genel olarak saldırganın psikolojik yapısından, mağdurun psikolojik yapısından, çalışılan kurumdan ya da toplumsal değer ve yargılardan kaynaklanabilmektedir. Mobbing kişinin ruhuna saldırıdır ve kurbanın saygı duyulmayan biri olması istenmektedir. Kurbanı iş ortamından uzaklaştırmayı amaçlayan dedikodular ve kurbanın şirket içindeki itibarını zedelemeyi amaçlayan davranışlar mobbing’i ortaya çıkarmaktadır.

Örgütlerde mobbing’in birçok nedeni bulunmaktadır. Mobbing’den önce kişiler arası herhangi bir anlaşmazlık yaşanır. Daha sonra güçlü olan kişi, karşısındaki kişiyi hedef alarak psikolojik şiddete başlar. Mağdur boyun eğmeyi reddettiği, kontrole direnç gösterdiği için öfkelenen ve kabalaşan tacizci harekete geçer. Artık onun için tek amaç kendisini rahatsız eden hedefi, yaptığına pişman edip, kendi egosunu tatmin etmek, iş yerinden uzaklaşmasını, mümkünse işten ayrılmasını sağlamaktır.

Mobbing ile ilgili yapılan çeşitli araştırmalarda, mobbing’in iş yerlerinde ortaya çıkmasının nedenleri arasında yönetim kaynaklı olarak hatalı personel alımı, dönemsel işçi alımı ya da iş yerindeki boş pozisyonlara terfi olabilmek için bireyler arası acımasızca mücadeleler gösterilebilir. Yöneticiyi veya patronu etkilemek hatta daha da yükselmek için bile mobbing uygulanabilir. Can sıkıntısı içerisinde zevk arayışı da bunlara örnek gösterilebilir.

Kurumdan kaynaklanan nedenler de mevcuttur. Bunlar;
• Küçülme ve yeniden yapılanma faaliyetleri
• Aşırı rekabetçi bir ortam
• Verimliliği artırma baskısı
• Yetersiz iletişim
• Eğitim eksikliği
• Aşırı disiplin getirme anlayışı
• Yoğun iş yeri stresi
• Saydamlığın olmayışı
• İşletmenin kötü yönetilmesi
• Ekip çalışmasının yetersizliği

MOBBİNG TÜRLERi

Dikey Mobbing
Bu mobbing türü üstlerin astlarına karşı veya astların üstlerine karşı uyguladığı mobbing türüdür. Mobbing, her türlü durumda herkes tarafından yapılabilir. Yönetici, çalışanlarına karşı farklı davranış kalıpları sergileyebilir.

Yatay Mobbing
Aynı statüde bulunan, eşit yetki ve sorumluluklara sahip çalışanların birbirlerine karşı uyguladıkları psikolojik tacize “yatay mobbing” denilmektedir. Yatay mobbing daha çok rakip konumda olan kişiler tarafından genellikle açık olan üst pozisyona terfi edebilmek amacıyla uygulanmaktadır. Kıskançlıkla ve sinsice yapılan bu mobbing türünde mobbing uygulayanlar örgüt tarafından desteklenmiyorsa uyguladıkları şiddeti inkâr etmekte ve bunun çekişme olduğunu düşünmektedirler.

MOBBİNG YAPAN BİREYLERİN KİŞİLİK YAPILARI

PARANOİD TİPLER
Paranoid bozukluğu olan mobbing’çiler başkalarının kendileri hakkında sürekli komplo kurduklarını ve ona zarar vermeye çalıştıklarını düşünürler ve bu olası komplo teorileriyle mücadele etmek için sürekli karşı tarafa komplo hazırlığı içine girerler.

NARSİST TİPLER
Narsisizim, “kendini beğenmişlik” anlamına gelmektedir. Bu tür ruh yapısına sahip kişiler, etnik, dinsel ve kişisel alanlarda çok üstün olduklarına inanmaktadırlar. Narsist bireyler sınırsız başarı, zenginlik ve güç elde etme tutkusu içindedirler. Aşırı bir şekilde hissettiği özgüven duygusunu koruyabilmek için sürekli takdir edilmeyi ve kendilerine hayranlık duyulmasını isterler. Bu kişiler tatminsizdirler.

SADİST TİPLER
Sadist ruhlu mobbing’çiler, yaptıkları her türlü eziyetten zevk almaktadırlar. Sadist ruhlu kişiler, şiddet, yaralama, acı çektirme vb. gibi konulara ilgi duyarlar. Mobbing mağdurunun çökmesi, ağlaması ona zevk verebilmektedir. Hatta aşırı sadist tipler bundan cinsel haz da duyabilmektedirler. Mobbing’çilerin geneli sadist kişilik yapısına sahip bireylerdir. Saldırganlıkları açık ya da üstü kapalı olabilmekte, iş yaşamında kişileri bekletmek, toplantıları gereksiz uzatmak gibi davranışlarda bulunabilmektedirler.

OBSESİF TİPLER
Obsesif kişilik bozukluğu, işin asıl amacını unutacak kadar mükemmeliyetçi, aşırı düzenli ve kontrolcü kişilerde kendini göstermektedir. Bu rahatsızlığı olan kişiler de abartılı düzen, işi en iyi kendisinin yaptığını düşünüp başkalarına güvenmeme, cimrilik gibi kişilik özellikleri görülebilmektedir.

UYUMSUZ TİPLER
Uyumsuzlar kişiler sosyal kurallara uymayan, birlikte yaşama anlayışına sahip olmayan, dünyayı kendi anlayışları ile gören, utanmaz, sıkılmaz tavırlar sergileyen kişilerdir. Bu kişiler hiçbir şekilde yanlışlarından ders almazlar. Özel yaşantıları düzgün değildir. Genelde alkol, sigara ve uyuşturucuya düşkündürler. İstediklerini elde etme konusunda hiçbir kural tanımazlar. Kurallara uymak onlar için aptallıktır. Saldırgan, diğer insanların kendinden üstün özelliklere sahip olmasını kendine karşı tehdit olarak görmektedir. Tehdit altında benmerkezcidirler.

MOBBİNG’İN SONUÇLARI
Kasıtlı ve sistemli olarak tekrarlanan psikolojik baskıların etkileri, birey üzerinde yavaş yavaş oluşan birikimli zararlar şeklinde ortaya çıkmaktadır. Mobbing’in mağdur üzerinde yaptığı zararları, öncelikle ekonomik ve sosyal olmak üzere iki grupta ele almak gerekir. Konuya ekonomik açıdan yaklaşıldığında, git gide yitirilmekte olan önce ruhsal sağlığın ardından fiziksel sağlığın geri getirilmesi amacıyla sağlık sektörüne ödenen paralar düşünülmelidir. Bireyin işten ayrılmak zorunda kalması veya işten çıkarılması sonucunda ise düzenli bir kazancın yok olması söz konusudur.
Mobbing’in sosyal açıdan bireyde yarattığı zararlar incelendiğinde ise; psikolojik açıdan bir mağdur bulunmaktadır, bu mağdur tedirgin edilmiş ve herkese karşı önyargılı yaklaşmaktadır. Birey içinde bulunduğu sıkıntılı durumu arkadaşları ve ailesine yansıtmaya başlamakta ancak bireyin sürekli depresif tarzdaki hareketleri çevresindekilerin rahatsız olmasına ve yavaş yavaş ondan uzaklaşmasına sebep olmaktadır.

Bu durumda mağdur her alanda kendine olan güvenini kaybettiğinden şaşkınlaşır, beceriksizleşir, korkmaya, utanmaya ve çekinmeye başlar. Bu durum sadece iş ortamında değil, kişiler arası ilişkilerde de devam eder. Kişi sosyal ortamlardan kaçmaya, randevularını unutmaya, aile bağlarından kopmaya başlar. Mağdur çoğu zaman bezgin bir şekilde eve gelir, aşırı duygusal tepkilerde bulunur, sebepsiz yere saldırganlaşabilir. Kendini yeterince güvende hissetmeme, yanlış bilgilendirme başkaları tarafından kendisine saygısızca ya da haksız biçimde davranıldığını hissetme, uykusuzluk, kronik yorgunluk ve tükenmişlik duygusu, ailevi-evlilik ilişkilerinin gerginleşmesi, onuru kırılmış/haklarına tecavüz edilmişlik hissi, “insan yerine konmama”, kendisini kimsenin anlamadığını düşünüyor olma gibi faktörler, iş yerinde psikolojik şiddetin mağdur üzerindeki etkileridir.

Mobbing, mağduru olumsuz etkilediği kadar, mobbing’in uygulandığı örgütü de etkilemektedir. Mobbing’in yaşandığı bir örgütte ekip çalışması bozulmakta ve ortak amaçları gerçekleştirmek için amaç birliği zedelenmektedir. Mobbing mağduru içinde bulunduğu olumsuz durumdan fazlasıyla etkilenmekte ve görevlerini gerektiği şekilde yerine getirememektedir. Mobbing uygulayanın tek hedefi ise mobbing mağdurunu yıldırmak ve iş göremez hale getirmektir i. İşletmeler de mobbing sonucunda kilit çalışanlar yitirilmekte, iş gücü devir oranı artmakta ve çalışanların motivasyonları bozulmaktadır. Sorunların temeline inilmeden bir takım çalışmalar yapılması da başarısızlık nedenlerinden biridir ve örgütün zayıf düşmesine yol açmaktadır.


Uzman Klinik Psikolog ve Psikoterapist
U. Sezin Çelikkanat Mısırlı


**